KÖŞE YAZARLARI

1 Mayıs kutlu olsun o zaman

Bir önceki yazının içinden 23 Nisan geçiyordu. 23 Nisan’a gelmeden birkaç gün önce, bir çocuk darp edilerek öldürülmüştü. Öldüren kişi bir af yasasıyla dışarı çıkmıştı. Yani Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na bir iki gün kala, ulusal egemenliğin tezahürü TBMM’den bir yasa çıkmıştı ve yasanın domino etkisiyle bir çocuk ölmüştü. 

Şiiri, şarkıyı; düz yazıdan çok seven toplum olduğumuz için midir nedir, anlayalım diye hayat senaryosunu öyle bir işletiyor ki yine tık yok. Hem de o bol nakaratlı, kafiyeli mısraların arasına en acı olaylardan renk, ahenk yaratıyor; yine de yok.

Bugün ise 1 Mayıs. 1 Mayıs’a bir iki gün kala bir çocuk, sokağa çıkma yasağı gününde, çalışmak zorunda olduğu için sokaktaydı, ceza yemekten kurtulmaktı muradı, kalbinden vuruldu, öldürüldü. Yani çocuk bayramı ile işçi bayramı arasındaki o bir haftanın günlerinden birinde bir çocuk çalışmak zorunda olduğu için sokaktaydı; öldürüldü.

Hiç öyle uzatmaya gerek de yoktu: Bir Orhan Veli şiirini al, sök mısralarını, yerine bunu anlat. Olanı biteni anlat. Gerçek acıya süsler, mısralar da hassas bir konu evet ama fazladan her mısra, nakarat, kaçacak gözlere, unutmak isteyen dimağlara can simidi olur, gölgelik - kuytuluk olur.

Bu 1 Mayıs, öyle bir mayıs. Bu bir 1 Mayıs, bir de şöyle bir mayıs: bir araya gelmek yok. Koronavirüs sebebiyle, herkes evlerde. Gözü gönlü eğlence arayan da en fazla balkonda. En güzeli. İşçiler için en iyisi. Salgında neyin ayrıcalığı var ki? Koronavirüsten meydanlar tehlikeli işçi için ama burun buruna çalışmak mecburi.

Bu 1 Mayıs’ı işte böyle karşılarken, yani kimimiz tatil günlerinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı ile evde kalmaya, iş gününde işe mecbur; kimimiz işini evden halledebiliyor, kimimiz motorunun, otomobilinin üstünden inemeyen kargocu, günde yüzlerce insanla burun buruna kasiyer, kimimiz mücadelenin en ön safında sağlık çalışanı ve bunların haricinde emekli yaşında olup bunların hiçbirinden yararlanamıyor.

“Çalışıyorsan git tüm risklerle burun buruna alın terini akıt, çalışmadığın günler sakın dışarı çıkma” zamanlarından geçerken, geçmişi olan ‘hologram teknolojisi üzerinden iletişim’ paylaşımları dolaşıma girdi yeniden.

En zengin ile yoksullar arasındaki uçurum ve yoksul sayısı artarken, yoksulların dar evlerinden sadece karnını doyurabilmek adına çalışmaya çıkmasına izin verildiği, onun dışında herkesin evlerinden birbiriyle aslında sanal iletişim kurduğu bir dönemden geçerken, bu hologram işi insanın aklına “çok güzel” şeyler getiriyor.

Bize bu iletişimi satanların en çok kazananlar listesinde tırmandığı o tepedekiler ve diğerleri. O diğerleri lazımsa emeği için evden alınacak, onun dışında dar evinde sanal iletişim halinde oyalanacak. Bilim kurgu filmlerde kapsüle yerleşip sanal evrende gezinmek bir çeşit.

Bir varsayım. Sesli düşündüm. Evde kapalı olmanın karamsarlığından kaynaklıdır belki. Belki sahiden paradan para kazananların emeği sömüremediği, emekçinin bir arada dayanışarak söz sahibi olduğu, yaşananların farkında olduğu günler göreceğizdir.

O zaman kutlu olsun 1 Mayıs.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR