KÖŞE YAZARLARI

Aynı nakarat, hep aynı, aynı

Nazan Öncel’in 1991 yılında piyasaya çıkan Bir hadise var isimli albümün, sanıyorum çıkış şarkısının adıydı, aynı nakarat. 

Aynı nakarat şarkısının bulunduğu albümün tek akılda kalan eseri bu değildi elbette. 90’lı yıllarda program sahibinin geceleri radyo mikrofona şiir, şiir yoksa özlü sözler üfürürken, tamamlayıcı olarak en güvendiği şarkılardan 'Gitme kal bu şehirde' de bulunuyor albümde.

O radyo programları öyleydi. Artık ilgi sosyal medyaya kaydığı için belki denk gelinmiyor. Eser miktarda kaldı böyle programlar. Fakat o programlarda, sunan dinleyenle tek tek duygu minderinde güreşe tutuşurdu. Aşk acısı çekmekten uyuyamamış gençliği aşk ile yorarak(yoğurarak değil), duygu minderinden, tek kişilik yastıklarına atardı.

Bu yazı özelinde, lüzumundan fazla bir şarkısını tarif ettiğim albümün bir diğer öne çıkan eseri, albüme de adını veren ‘Bir hadise var’dı. Hatırlamayanlar Mabel Matiz’e başvurabilir. 

Diğer iki şarkı da değil konumuz. Bu yazıda bizi ilgilendiren, aynı nakarat isimli eser. Bu şarkı kulağıma ilk çalındığında misal, ben 5 yaşında bile değilmişim. Fakat bu şarkı, geçtiğimiz yıl, 2018’de kendini güncelledi. Hem de Nazan Öncel şarkılarının farklı sanatçılar tarafından seslendirildiği albümde.

Şarkı, “Ve Nazan Öncel şarkıları” isimli albümde, Eypio takma isimli Abdurrahim Akça tarafından yorumlanıyor. Yeniden ruh bulan şarkıyı, bizzat dinlemeye, bu yılın mart ayında başladım. Bana sözler bu geçirdiğimiz günleri çağrıştırmıştı ve her seferinde-hala aynı hisse kapılıyorum. Sanıyorum bir eser, zaman geçtikçe, farklı dönemlerde bambaşka bağlamların üzerine oturabilir. Eser sahibinin hislerinden, fikirlerinden giderek bağımsız hale gelebilir.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak bu yılın şubat ayında “2019 yılında 2.5 milyon yeni istihdam hayata geçirilecek” ve “Şubat, ocaktan çok daha iyi. Mart da şubat daha iyi. Nisan marttan zaten çok iyi olacak.” gibi ifadeler kullanmıştı. Dahası da var ama bunlar elediklerimden elimde kalanlar. Kimi yükseklerden uçuyor, kimi kimi yükseklerden.

AKP, kaybettikleri İstanbul için YSK’ya iptal veya seçim tekrarı başvurusunu rutin hale getirmeyi başardı. Usulsüzlük olduğuna dair basına beyanatlar veren AKP’li Ali İhsan Yavuz’un iddiaları henüz “Bir şeyler var” mertebesinde. Kimi gerçeklerden kaçıyor, kimi kimi gerçeklerden.  

Başvurular devam ederken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, çalışmaya devam ediyor. Sevindirici haberler de teknoloji çağında çabuk duyuluyor. Toplu ulaşımda indirimler, canlı yayınlanan belediye meclisi toplantıları, açığa çıkan usulsüzlükler, T.C.’nin tabelalara eklenmesi. İmamoğlu, başkan olarak boy gösteriyor, kendinden emin gülümsemesiyle. Açıyor gülleri birinin, açıyor gülleri.

İmamoğlu’nun ve seçilen, seçilmeyi kıl payı kaçıran belediye başkanlarının, aday sıfatını aşamayanların son karar vericisi, ısrar edicisi Kemal Kılıçdaroğlu, linç girişimine bile maruz kalsa, yine tahriklere kapılmadan, sakince zaferini kutluyor, kürsülerdeki mikrofonlara daha heveskar konuşmalar yaparak. Çalıyor zilleri birinin, çalıyor zilleri eteklerinin.

Bir tarafta “martın sonu bahar” vaadinin yankı bulmasının sevinci, bu vaadi yerine getirme mecburiyetinde ısrar ve ısrar ederek daha önce tekrar edilmiş kötü senaryoları savuşturma direnci. Aksinde ise gelen güzün döktüğü yapraklarla muhattap olmamak için verilen mücadele. Bir tarafta görevden alınmış eski başbakan, diğer tarafta iktidarın bugünkü müttefiki Devlet Bahçeli. 

Her ikisinden de daha önce farklı konu başlıkları için kurdukları cümlelerin bir benzeri işitiliyor. Bilindik kelimeleri, farklı sebeplerden, yine onların daha önce benzerini kurdukları cümleleri oluşturmuş. İki ismin diledikleri farklı, ortak noktaları hamaset. Aynı nakarat, hep aynı, aynı. Yarısı bayat, aynı aynı. Anlat, anlat...

Tüm bu tekrarlar sırasında filler tepişiyor, çimenler eziliyor. Vergiler tabana yayılıyor, benzin fiyatı sık sık güncelleniyor, soğan bulunmuyor, patates alınmıyor, kıdem tazminatının üzerinde gölgeler beliriyor. Tantana var, iş yok. Gürültü var, ses yok. Sureti var, aşk yok. Görüntü var, renk yok.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR