KÖŞE YAZARLARI

Deniz yıldızını denize atmak

“Adamın biri sahilde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin sahile vurmuş deniz yıldızlarını denize attığını fark eder ve sorar:

‘Niçin bu deniz yıldızlarını denize atıyorsun?’

Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi ‘Yaşamaları için’ yanıtını verince, soruyu soran şaşırır:

‘İyi ama burada binlerce deniz yıldızı var. Hepsini atmanıza imkan yok. Sizin denize atmanız neyi değiştirecek ki ?’ diye ikinci bir soruyu sormadan edemez.

Yerden bir deniz yıldızı daha alıp denize atan kişi, attığı deniz yıldızını göstererek ‘Bak onun için çok şey değişti’ karşılığını verir.”

*

Bilmeyen yoktur bu anlatıyı. Dinleyeni bir başkası için özveride bulunma, çaba gösterme konusunda ‘yakalayan’ bir hikaye. Kayıtsız kalmak ne mümkün.

Birkaç gündür haber sitelerinde yer bulan gerçek bir hikayeye denk gelince bu anlatıyı hatırladım. Haber haline gelen bu hikayenin çıkış noktası, son yıllarda çoğu haberde olduğu gibi sosyal medya. Sosyal medyada paylaşılan videoda, evsiz bir vatandaşın, kendi hakkında konuşurken kendini belli eden hayli yüksek sabır ve tevekkül sosyal medya kullanıcılarının epey dikkatini çekti. 

Kendisine doğrultan kameraya bakarak, bir gün iyi bir hayat yaşayacağını anlatan vatandaşın, haline isyan etmeyişi de çok sevildi. Dışarıda yatan, çorba içebilmesi bile bir talih meselesine dönen vatandaşa üzülünce ahali destekler gelmeye başladı. Son durum nedir, değişkendir diye bu kısmına girmiyorum ama sanıyorum bir iş ve barınak sorunu olmayacak bundan sonra. Bir dayanışma örneğidir yine de.

Zorda bir insanın sorunu çözülünce aklıma gelen deniz yıldızlarıydı. Deniz yıldızları ise kumsala, sahile vurmuş, yardım bekleyendi. Bu durumda o sahilin hayatımızdaki karşılığı olsa olsa sosyal medyadır. 

Kimileri kumsala vuran deniz yıldızları gibi sonunda can havliyle, artık meselesi neyse, hangi konuda hakkını alamadıysa ya da hakkına girildiğini düşünüyorsa son çare olarak sosyal medyada bir çığlık atıyor. Attığı çığlık, izleyenlerin gönül teline hitap ediyorsa, paylaşımlar normalin üstünde bir dolaşıma giriyor. ‘Trend topic’ oluyor yani. 

Misal karısını öldürmeye teşebbüs eden adam elini kolunu sallayarak çıkmışsa dışarı, ertesi gün yeniden tutuklandığını duyuyoruz. Bir hastalığın ilacının devlet tarafından temin edilmesine sosyal medya platformları ön ayak oluyor. Örnekler çoğaltılabilir.

Bu sosyal yardımlaşma ve dayanışma konusunda en başarılı isim Haluk Levent ve platformu AHBAP olmalı. Ben de kendilerini ilgiyle ve takdirle takip ediyorum. Twitter’da bir kullanıcının yorumuna denk gelmiştim haklarında ve beğenmiştim: “80 milyon vergi veriyoruz, Haluk Levent’te yardım istiyoruz.”

O halde sormak gerekiyor. Bu dayanışmanın adı deniz yıldızlarını denize atmaksa, sosyal medya yıldızların savrulduğu kumsalsa, denizde neler oluyor?

Denizimiz, hepimizin huzurla, sağlıkla ve mutlu bir şekilde, hiçbir ihtiyacımızdan mahrum kalmadan yaşam sürdürdüğü ülkemiz ve dahası devletimiz. Sabahın beşinde servis bekleyen işçinin maaşından tut satın alınan çikolataya kadar her noktadan toplanan vergiler de bu devletin hiçbir insan ayırt etmeden imkanları yaratmasını sağlayan maddi birikimimiz.

Verginin toplandığı yerde, yani devlet kurumlarındaki insanlar; asayişi, adaleti, sağlığı, eğitimi, barınmayı en doğru çerçevede sunabilmek için dirsek çürütenlerden olursa sanıyorum sosyal dayanışma platformları da fazla yorulmamış olurlar.

Elbette her gördüğümüz deniz yıldızını denize gönderelim. Ama gönderdiğimiz denizin işleyişini de sorgulamak kaydıyla. Denizi sorgulamadığımız sürece, bu eylemler, en azından bu eylemleri izlerken duygu yüklenmeler, kendimizden zor şartlarda yaşayanlar üzerinden ruhumuzu hafifletme ayinlerine döner.

Yapmazsak eğer, öbür türlüsü bize dokunana kadar bir masa başında iki kadehle memleketin haline dertlenmek. Fonda da bir sanat müziği güftesi: “Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar…”

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR