KÖŞE YAZARLARI

Farkında olanlar, fark ettirdiler

Farkında olmak. Farkındayım demek. Farkında olduğunu belli etmek. Henüz tozu toprağı zemine çökmemiş seçimle ilgili benim anahtar kelimelerimdi. 

Seçimden sonra herkes kendi zaviyesinden verilen oyları değerlendirecekler. Verilen oyların çoğu şehirde  net bir şekilde ikiye bölünmüşlüğüne çeşitli tanımlar getirecekler. Benim bu ikiye bölünmüşlüğü tasnif ederken kullanacağım tabir ise şu: farkında olanlar ve farkında olmayanlar ya da farkında olup da buna göre karar vermeyi seçmeyenler.

Neyin farkına varmak? Genel bir yoruma girmeden önce yerel düzeyde iki seçim bölgesini örnek göstermek isterim.

Birincisi Bilecik Pazaryeri, ikincisi ise Giresun Eynesil. İlk örnekte, gazetelerin haberine göre çiçeği burnunda belediye başkanı, geçtiğimiz yaz aylarında önceki belediye başkanının mobbingine uğruyor. O dönem özel kalem müdürü olan Zekiye Tekin’in yeri değiştiriliyor yerine AKP belediye meclis üyesinin kızı yerine getiriliyor. Sonucunda Tekin, bu seçimde bağımsız belediye başkanı adayı oluyor ve kazanıyor. Ortada ilçede toplumsallaşan bir reaksiyon sözkonusu gibi duruyor.

İkinci örnek ise yine bir reaksiyon barındırıyor. Fakat bu diğeri gibi bir hikaye değil. Eynesil ilçesinde geçtiğimiz yıl bir kız çocuğu hayatını kaybediyor. Babanın tüm çabalarına rağmen ölümün sebebiyle aradaki perde kaldırılamıyor. İntihar süsü veriliyor. Babanın anlatımına göre ilçedeki siyasetçiler yüzünden olay aydınlatılamıyor. Bir şekilde kızının intihar etmediğini mantıklı gerçekçelerle ispat etmeye çalışıp ulusal basına sesini duyuran baba psikiyatri servisine bile sevk ediliyor. 

O ilçede bu seçim mevcut belediye yönetimi seçimleri kaybetti. Rabia Naz’ın ölümüne şehrin büyük bölümü reaksiyon göstermişe benziyor.

Yerel ölçekteki bu farkında olmak, farkında olup reaksiyon gösterme durumu genelde de geçerli mi? Türkiye iller haritasını alıp bakınca evet demek yanlış olmaz gibi duruyor. Hatta pek çok ilde iktidar partisinin kıl payı kazandığı birkaç ili daha ekleyince, manzara biraz daha netleşiyor. 

Ekonomik kriz, dolar karşısında değer kaybeden Türk Lirası, meyva-sebze fiyatlarının anormal düzeylerde seyredişi, 17 yıl boyunca özelleştirilerek elden çıkarılan üretim alanlarının ardından şeker fabrikalarının da satılması, doğanın hoyratça kullanımı, bozulan şehir dokusu, iktidarın mümkün mertebe tepki göstermeyerek cesaretlendirdiği anti atatürk propagandacılar, danışıksız, kuralsız bir başlatıp- bir bitirilen açılımlar sonucunda daha da sorunlu hale gelen kürt meselesi ya da barış meselesi. Şeffaflık konusunda kuşku uyandıran yol, hastane, konut, havaalanı gibi yatırımlar.

Bir çırpıda sayabildiklerim bunlar. Bu ve buna benzer konu başlıklarından dolayı iktidarın icraatlarına dair farkındalığı oluşan bir kesim var. Bir de çeşitli sebeplerden dolayı farkında olmayan ya da farkında olsa da daha öznel sebeplerle toplumsalı umursamadan iktidara -belki de kerhen- güvenoyu vermeyi düşünen kesim.

Örneğin bu seçim sonrasında ilk bakılan yerlerden biri tank palet fabrikasından ötürü Sakarya ve ilçesi Arifiye’ydi. Fakat bu bölgede mevcut iktidar halktan lazım olan desteği aldı. AKP, bir önceki seçimde %65 oranında oyla seçimi kazanırken bu seçimde kazandıran oran %60. Bu fabrika meselesini en çok dillendiren partilerden CHP ise bir önceki seçime göre oyunu ikiye katlayarak %15’e çıkarmış. Tabii bu oran içinde İYİ Parti de bulunmakta.

Mevcut iktidarın oy deposu olarak görülen yerlerde, özellikle anadoolunun iç kesimlerinde keskin olmasa da bir oy düşüşü var. Birbirine yakın coğrafyalardaki bu şehirlerden her birinde yaşanan oy oranı düşüşleri istisna değil. Tam tersi bir diğerini onaylarcasına benzer.

Yani haritaya genel olarak baktığımızda gördüğümüz sarı renge aldanarak insanlar hiç haber okumuyor mu diye içlenmenin gereği yok. Yazının anahtar kelimesine atıfta bulunursam yeniden, bir farkındalık söz konusu o en koyu iktidar desteğini veriyor diye düşündüğümüz şehirlerde bile.

Bu farkındalık meselesinde Kocaeli’ye bir göz gezdirirsek benzer sonuçları burada da bulmak çok zor bir iş değil. Kocaeli, AKP’nin batıdaki iller baz alındığında belki de en muzaffer olduğu şehirlerde ilk sıraları zorluyor. Son genel seçimde %60’ı zorlayan Cumhur İttifakı’nın bu seçimde aldığı oransal oy %55.

İlçelerdeki sonuçlara dikkat kesilince düşen oy oranlarını orada da görebiliriz. Genel seçimlerde Körfez ilçesinde AKP ve MHP toplamı %55’in üzerine çıkarken bu seçimde ittifak halinde aldıkları oy oranı %49. Derince’de ise genel seçimde toplam oylar %56’yken belediye seçimlerinde bu oran %47.

Bunca rakama bu yazıyı boğmamın sebebi ise iktidarın icraatlarını beğenmeyen partiler için en bakılmak istenmeyen sonuçların çıktığı bölgelerde bile yaşanan kıpırdanışı anlatabilmek.

Aslında bu seçimin ülke genelinde oranlar açısından kaybedeni pek yok. Zaten ittifaklarla girilen bir seçimdi. İttifak partileriyle 2017 referandumunu karşılaştırabiliriz. Referandumda ortaya çıkan yarı yarıya durum devam ediyor. Bazı şehirlerde AKP’den memnun olmayan ama arayışını yine de milliyetçi-muhafazakar çizginin içinde sürdüren insanlar MHP’ye oy vermiş görünmekte. Tabii ki iki partinin ittifak yapmadığı illerde.

AKP’nin büyükşehirler açısında kaybı açıkken, bu şehirlerde etkisini hissettiren CHP’nin aynı zamanda anadolunun ortasında ezber bozduğu da söylenebilir.

Hangi partinin kazanıp kazanmadığı bakış açısına göre değişebilir. Fakat memnuniyetsizliğin arttığı ortada. Fark edenlerin ve buna sandıkta ya da sandığa gitmeyerek reaksiyon gösterenlerin oranında da artış var.

Bana kalırsa bu ülkede 17 yıldır ne yaşandığının farkında olanlar ya da farkına varanlar, sandığa giderek oy oranlarıyla kendilerini fark ettirdiler, yönetenlere.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR