KÖŞE YAZARLARI

Gönülden gönüle yol vardı

Gönülden gönüle bir yol var… Yerel seçimler öncesi, AKP’nin son seçim şarkısının nakarat cümlesi. İlk yayınlandığı akşam tüm televizyon kanallarında aynı anda gösterime girdi.Tekrar tekrar dinlenesi, güzel bir şarkı.

Rap formundaki şarkıda, tabii ki her tanıtım filminde ya da “kucaklama” temalı klipte olduğu gibi bağlama tınısı var, ney nefesi var. Rap müzik demişken. Ezhel lakaplı rap müzisyeni son birkaç yılda kaç defa içeri girdi çıktı, unuttum. 

Klipte yok, yok. Hz. Ali bile var. Binali Yıldırım’ın isminin kontenjanından olsa gerek. Anıtkabir var. Alsancak meydanı var. Peribacaları var. Ama peribacalarının dibine hançer gibi saplanmaya kalkılan otel inşaatı yok, neyse ki.

Şarkının teması gönülden gönüle bir yol var olduğu. AKP’nin ilk şarkısı da yol temalıydı. Beraber ıslanılan yağmurlardı şarkının hatırlanan nakarat mısrası ama yürünen yollar da nakaratın diğer dizesiydi. 

Ustalık dönemine geçişi müjdeleyen 2011 seçimleri öncesinde yayınlanan reklam şarkısında ise “aynı yoldan geçmişiz biz” diyordu şarkıyı söyleyenler. Ne yol meselesiymiş. Yol, ne meseleymiş.

İnsanın soru sormadan geçesi gelmiyor: Hangi yol bu? Soma madeninde 301 kişi hayatını kaybettikten sonra, bir maden işçisinin korumalarca yerde tekmelendiği yol muydu bu yol?

Yoksa geçen gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışını yaptığı Gebze-Halkalı hattının geçtiği tren yolu mu? AKP Genel Başkanı o gün açılışta “Esasen Osmanlı döneminde Karaköy – Beyoğlu arasında yapılan tünel dünyanın en eski ikinci metrosudur. Ancak daha sonra şehri yönetenler Osmanlı’nın bu vizyonunu takip edememişler, İstanbul’u her alanda olduğu gibi ulaşımda da bir batağa saplamışlardır.” şeklinde konuşmuştu.

Halbuki hattını açtığı tren yolunun tarihi çok eski. İnsanlar Haydarpaşa’ya kadar olan kısımda banliyö seferlerini kullanarak evlerine, işlerine gitmekteydi. Bundan 7,5 sene önce tren seferleri durmuştu ve o günden beri insanlar zaten varlığı yüzyılı aşmış güzergahın üzerine yeniden tren raylarının döşenmesini bekliyordu.

Olan bir şeyi yenilerken hiç yokmuş gibi davranarak yıkıp yeniden yapmak. Tıpkı şarkılarında da dediği gibi. Gönülden gönüle bir yol var. Var olan gönül yollarını yıkıp dağıtmak, insanları oy verdikleri partiye göre zan altında bırakmak, hatta terörist ilan etmek, zillet gibi terimler kullanmak ve kutuplaştırmak, seçim çalışması sırasında “Allah’ın izniyle analarını belleyeceğiz” diyebilecek noktaya savrulmak...

Yani gönülleri bir bir kırıp geçirdikten sonra aradaki yolu atıl duruma getirip arkasından gönülle gönül arasında bir yol var hatırlatması yapmak. Gönülden gönüle de bir yol vardı yani zaten. 

Soru açık: Hangi yol bu? Bu yolun üzerinde tramvay hattı var mıdır mesela? Lazım olduğu yere kadar kullanılıp inilen.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR