KÖŞE YAZARLARI

Memleket sevdasından

İstanbul’da büyükşehir belediye seçimi iptal edildi. Ekrem İmamoğlu’ndan mazbatası alındı. Gerekçesi ise sandık kurullarında, kamu görevlisi olmayanların yetkilendirilmesi.

AKP’nin işaret ettiği sandıkların toplamında, CHP’nin açıklamasına göre, AKP’nin oy oranı daha yüksek.

Kamu görevlisi olmayanların sandık ve sandık kurullarında görev alışı, bu seçime özel değil. Cumhurbaşkanlığı seçiminde de referandumda da başvurulan yollardan olmuş kamu dışından görevli tayin etme.

Bu doğrultuda CHP bugün YSK’ya başvuruda bulundu. İstanbul’daki 39 ilçe için iptal başvurusunda bulunan CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek "24 Haziran'da da Türkiye genelinde on binlerce kamu görevlisi olmayan kişi sandıklarda görev yaptı. 24 Haziran'da gerçekleşen seçimi de iptal etmek zorundasınız.” şeklinde konuştu.

Üstelik Ekrem İmamoğlu’nun sıkça dillendirdiği gibi bu durum, aynı zarftan çıkan oylardan sadece birini nasıl şaibeli hale getiriyor? Çünkü bir tek o oy, AKP ve MHP’nin arzu ettiği sonucu vermedi.

Bu iptal gerekçesi sadece cumhurbaşkanlığı seçimini ve referandumu şüpheli hale getirmiyor. Aynı zamanda aynı seçimde farklı seçim bölgelerine dair şüpheyi de peşinden sürüklüyor.

Gazeteci İsmail Saymaz’ın sosyal medya hesabından paylaştığına göre İYİ Parti, Mustafakemalpaşa’da, 5 sandıktaki kurul başkanının belediyede müdür olduğunu belirterek itiraz ediyor. YSK, 20 Nisan’da itirazı reddediyor ve sandık kurullarına itirazı vaktinde etseydin cevabını veriyor. İtiraz sebebi tamamıyla aynı.

Güneydoğu’da birçok il ve ilçede, seçimi yaptırdıktan sonra, büyük oy oranlarıyla kazanan adaylar yerine ikinci olan adaya mazbatanın verildiğini de hatırlatmakta fayda var.

Şu yukarıda kısa kısa yazdıklarım, bu yazıyı okuyanların zaten bildikleri olabilir. Bir yazı yazmaktan ziyade sormak istediğim birkaç soru için, önden ne yaşadığımızı özetlemem gerekiyordu.

Tüm bunları nasıl yaşayabiliyoruz? Bu yaşananları bize yaşatanlar, bu kadar kaygısızca nasıl icra edebiliyorlar, bizi şaşkına çeviren bu sanatlarını?

İcra ettikleri bu sanatı, kameraların ya da halkın önünde anlatırken nasıl yüzleri ekşimiyor veya kızarmıyor? Bu kayıtsızlık nereden geliyor? Bu kadar umursamazlar mı gerçekten? İnsanlar, ne uğruna, değer biçemedikleri ülkenin kurallarını eğip bükerek, bozarak onun varlığına zarar verebilir?

Bu umursamazlık, aldırış etmemezlik bir güç göstergesi mi yoksa çaresizliğin tezahürü mü?

Peki ya biz niye beyaz gömleğinin kollarını sıvayıp iki yana açan adamın davetiyle hiç tereddütsüz, sormadan umut doluyoruz? Umuttan ciğerlerimiz yanıyor, gözlerimiz yaşarıyor.

Kazandığımız seçimde hakkımızı gasp edenlerin yapacağı yeni seçime umutla yürüyoruz.

Bu sorunun cevabı var. Ben değil Cem Karaca versin:

Memleket sevdasından.
Memleket sevdasından.
Memleket sevdasından...

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR