KÖŞE YAZARLARI

'Üstüme gelme inanamam'

Meclis’te 2020 yılının bütçe görüşmeleri başladı. Hafta, haber bültenleri, gündem takip edenler için meclis konuşmalarıyla açılmış oldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay açılış konuşması yaptı. 

Parti grupları da kendilerine ayrılan süreyi değerlendirdi. Mesela Kılıçdaroğlu seçilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan yerine atanmış Fuat Oktay’ın sunum yapmasına değindi ve "Buraya gelip bütçeyi sunan bir devlet memuru. Arkasında millet yok. Bu sizin vicdanınıza sığıyor mu? Recep Tayyip Erdoğan’ın gelip sunması lazım ama kendisi burada yok bir memur çıkıp sunum yapıyor.” şeklinde konuştu.

Haber takip edenler dedim çünkü belki çok da önemsenmemiş olabilir Meclis’teki bütçe konuşmaları. Belki de mastır şef daha ilgi çekici geliyordur insanlara. İnsanların kendisinden toplanan vergilerin, kendi seçtikleri tarafından nasıl dağıtılacağını merak etmezken mastır şef izlemeleri de garip bir bakıma. Sen, senden sökülenlerin(paranın) nereye, ne kadar koyulacağını merak etme ama yemeyeceğin yemeğin pişirileceği tavaya neyin ne kadar koyulacağını pür dikkat takip et… 

Halbuki bu ülkede bi bütçe varsa, ondan yapılacak “yemeğin” şefi sensin. Tamam sen mastır şef programındakiler gibi ölçüyü kaçıran yamaklara bağırma ama gözün “tavada” olsun.

Mecliste bütçe görüşmeleri varken, tam da bu konuyla ilgili bir görüş geldi ama meclis dışından. O görüşlerinin ne kadar bu konuyla ilgisi olduğunu biliyor, bilmem ama o görüş geldi. 

Serdar Ortaç, Cumhurbaşkanı Erdoğan için övgü dolu çeşitli politik mesajlar verdikten sonra yapılan röportajda ekonomiye de değindi:

“Ekonomi kötü, kimsede para yok' diyorlar. Bırakalım Allah aşkına bu kötümserliği. Piyasa kötü diye yakınıyorlar, ya daha da kötüsü olabilirdi. Eskiyi hatırla. İnsanlar tüp gaz kuyruğuna girerdi. Ben hatırlıyorum o eski dönemleri. Şimdi çok şükür bunları yaşamıyoruz. Biraz şükretmeyi bilmeliyiz.”

Bu paylaşımdan sonra tabii ki rutine binen tepkilerle karşılaştık, haklı ya da haksız. Bir yerde Serdar ve Ortaç’ın yan yana geldiği her ortamda Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül töreninde yaptıkları yad edilir. 

Ödül almak için sahneye çıkan Ahmet Kaya, Kürtçe bir şarkıya klip çekeceğini konuşmasının sonuna ekleyince törende linç edilmişti, bilmeyenlere kısaca anlatmış olayım. Serdar Ortaç da bu linç seremonisinin bir yerinde sahneye çıkıp şarkı söylemişti, vatan savunması adına.

Sahi, neydi söylediği şarkı o gece? 10. yıl marşı evet. Tamam ama o değil. Bir şarkı daha dilinden dökülmüştü, kayıtları dikkatle takip eden bilir. Kendisine ait bir şarkıyı Ahmet Kaya’ya nispet için o an  sözlerini değiştirerek okumuştu.

O gece dönüştürdüğü halini değil ama şarkının özgün sözlerini hatırlıyorum biraz. Üstüme gelme inanamam ile başlıyordu şarkı. Ki şarkıyı bilen Sibel Can’ın sesinden hatırlar. 

Sibel Can yumuşacık sesiyle ne güzel okuyordu. Nakaratında “Bu devirde kimse sultan değil, hükümdar değil, bezirgan değil” diyordu. Sonra “Bu kadar güvenme hiç kendine, kimse şah değil, padişah değil…” de diyordu. 

Aman aman. Evlerden ırak. Benden size tavsiye, 3 kişi bir araya gelip bir şehrin meydanında ya da caddesinde melodisiz söylemeye kalkmayın. Sonu plastik kelepçe olabilir: “Al bunu al, al, al…”

Abartmış mı oldum? Daha bu hafta sonu, Şili’deki kadınlara destek amacıyla Kadıköy’de, iskelede dans edip şarkı söyleyen kadınların tutuklandığını okumasak, abarttım mı diye şüphe edebilirdim belki.

Cumhuriyet’in 75. yılı efektiyle, bir dernek gecesinde Cumhuriyet’in 10. yıl marşını okuyan popçunun o zamanlar “bu devirde kimse sultan değil” diye üfürdüğü şarkının sözlerinin, duyanın kendini “Sahiden mi?” diye sorgulayabildiği bugünlere. Üstelik o popçu bu günleri de yine överken.  

Ah zaman… Üstüme gelme inanamam.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR