KÖŞE YAZARLARI

Depremi iyi ki yaşadım

Deprem benim için ne ifade ediyor? Depremden bir gece önce şehirdışından İzmit'e yeni dönmüştüm. Keşke yaşamasaydım demiyorum, iyi ki yaşamışım diyorum. Çünkü; yaşamasaydım hemşehrilerimin neler hissettiğini asla bilemeyecektim. Kuzey Anadolu Fay hattının üstünde yaşadığım halde bu fay hattının nasıl bir deprem üretme potansiyelinin olduğunu öğrenemeyecektim. Öncü- artçı deprem nedir bilmeyecek, büyüklük-şiddet farkının ne olduğunu belki merak bile etmeyecektim.

Depremi iyi ki yaşadık, iyi ki yaşadık da Ahmet Mete Işıkara'yı tanıdık,  depremin değil binanın öldüreceğini öğrendik. İyi ki Veli Göçer'leri yaratan sistemin de bir gün göçeceğini öğrendik. İyi ki nervürlü demiri, perde betonu, tünel kalıbı, kolonu, kirişi öğrendik. İyi ki yaşadık da insan hayatından daha değerli hiçbir şey olamayacağını öğrendik mi? Öğrendik mi gerçekten?

O zaman neden gözünü kâr hırsı bürümüş mütteahhitler iktidarın gözdesi oldu şehir planlamacılar yerine? Neden şehirler beton yığını haline geldi? Neden büyük İstanbul depremi beklenirken İstanbul adeta koskoca bir kabristan olsun diye yapılaşmaya izin verildi? İstanbul'a ben dahil ihanet ettik diyenler neden bunun siyasi sorumluluğunu üstlenmedi? Neden üstüne üstlük bir de imar barışı adı altında kamu spotlarıyla şirinleştirilmeye çalışılan kaçak yapı affı getirildi? Neden bütün "acil toplanma alan"ları doldurulup atıl duruma getirildi???  7.4 yetmedi mi diyen zihniyeti neden aşamadık mesela? Ve depremden 19 yıl sonra bile hala neden doğal afetlere insan davranışlarının sebep olduğuna dair vaazlar veriyor hocalar? Neden, neden, neden?

Evet, 17 Ağustos depremine insan davranışları sebep oldu. Ama dansöz oynatan insanlar değil; binaları denetlemeyen kurumlar, kuruluşlar, kişiler... Evet, sel felaketlerine de insanlar sebep oluyor. Ama tayt giyenler değil; nehir yatağına bina ruhsatı verenler, dereleri ıslah edeceğiz diye yatağını daraltanlar, HES'lerle bütün akarsuların doğal dengesini ve debisini bozanlar...Peki yarın öbür gün beklenen büyük İstanbul depremi olduğunda hayatını kaybedeceklerin, sakatlanacakların ve evsiz ortada kalacakların sorumluları kim olacak sizce?

Deprem oldu bitti; davalarının kimi sonuçlandı, kimi  zaman aşımından dolayı sonuçsuz kaldı. Ölenlerin ardından ne yazık ki benim de yakından tanık olduğum miras kavgaları yaşandı. Yani aslında bir nevi ölen öldüğüyle kaldı. Biz onları şehit mertebesine layık gördük, deprem şehitleri diye isimlendirdik. Biz vicdanlı ve yüce gönüllü olduğu kadar balık hafızalı bir millet de olduğumuzdan;  tüm acıları, sıkıntıları, yaşananları kolay da unuttuk aslında. Unutmadık dese de dilimiz, eylemimiz hep aksi yönde oldu.

İlk birkaç sene "dünya malı dünyada kalıyormuş" diyerek evimize yeni eşya bile almadık. Ama sonra yine her şeyin en iyisi, en lüksü, en markalısı bizde olsun diye yarışır olduk. Başlarda "üç günlük dünya" diye dargın olduklarımızla barıştık, helalleştik. Ama sonra yine burnu havada dolaşmaya devam ettik. İlk zamanlarda "ne gereksizmiş" diye şatafattan kaçındık. Ama sonra yine en ihtişamlı düğün, balayı, doğum günü bizim olsun diye hiçbir masraftan kaçınmamaya başladık. İktidarın ve belediyelerin baş tacı etmesi yetmedi, biz de yeni betondan kentlerimize pek çabuk ısındık.

İnanın İzmit, Adapazarı, Yalova, İstanbul, Düzce halkı; depremi unutmamak her sene duvarına bir anma yazısı iliştirmek değil. Depremi unutmamak kendi yararına bile olsa imar affına karşı durabilmek, depremi unutmamak "yeter bu betonlaşma" diyenlere vatan haini damgasını vurmadan önce durup düşünebilmek, depremi unutmamak memleketi kuşatan bu yağma ve rant düzenini fark edebilmek...

Bir daha 17 Ağustoslar olmasın. Ama bu senin elinde. Gücünün bilincine var artık.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR