KÖŞE YAZARLARI

Alamut’un Cennet Bahçeleri

Hasan Sabbah kimilerine göre büyük bir din alimi, fedakar bir idealist ve saygın bir dahi; kimilerine göre ise insanlığın bilinen ilk terör örgütünün kurucusu ve kuramcısı, öğretileriyle insanların beynini yıkayarak onları ölüme gönderen sahte bir peygamber ve iflah olmaz bir kötü. 
Wladimir Bartol’un Fedailerin Kalesi Alamut adlı romanını ikinci kategoride ele almak yanlış olmaz. Batılı entelektüel çevrelerce Hasan Sabbah üzerine yazılan kitapların genel eğilimi de bu yönde. İngilizcede suikastçiler anlamına gelen assassins kelimesinin Hasan Sabbah’ın Haşhaşilerinden türemesi de bu yargının hayatın gerçekliğindeki izdüşümü.
***

Bartol’un Alamut’u, Hasan Sabbah ve Haşhaşilerini kendine özgü bir destansılıkla anlatırken, Sabbah’ın kişiliğinde günümüzde de devam eden din sömürüsüne gönderme yapıyor. Ancak bu eleştirel gönderme Hasan Sabbah’ın keskin zekasını, kararlılığını ve amaçlarına ulaşmak için harcadığı çabayı yok saymıyor. 
Fedailerin Kalesi Alamut düz bir kurgu roman olarak ele alınamayacak kadar önemli tarihsel çıkarımlara sahip. Ama aynı zamanda tarihsel bir veri olarak ele alınamayacak kadar da çok teyide muhtaç hurafeye ve söylenceye sahip. Bunlardan en önemlisi Hasan Sabbah, Ömer Hayyam ve Nizamülmülk’ün aynı medresede eğitim görmeleri. Tarihsel gerçekleri esas alırsak, bunun gerçek olması olası görünmüyor.
***

Şii mezhebinin İsmaili koluna bağlı olan Hasan Sabbah iyi bir eğitim almak üzere babası tarafından medreseye yollanır. Medresede yolları Ömer Hayyam ve Nizamülmülk ile kesişir. İyi dost olan bu üç kişi eğitim hayatlarını tamamladıktan sonra, gelecekte en iyi mevkiye gelen ilk kişinin diğerlerine de yardım edeceği konusunda birbirlerine söz verirler. Aradan yıllar geçmiş, Ömer Hayyam matematikçi, astronom ve şair olmuştur; Nizamülmülk ise vezir. Nizamülmülk, Hasan Sabbah’ın sarayda işe alınmasını sağlar.
***

Fakat zamanla kıvrak zekası ve aklıyla ön plana çıkan Sabbah, Nizamülmülk’ün yerini tehdit etmeye başlar. Durumdan rahatsız olan Nizamülmülk, Hasan Sabbah’ı saraydan kovdurur. Bu olaydan sonra Nizamülmülk, Hasan Sabbah’ın en büyük düşmanı olur. Bir süre Nizamülmülk’ten kaçan Sabbah, Ömer Hayyam’ın yanına gider. Yaşadığı hayatı görür. Şiir ve şarabın gücüne şahit olur. Ömer Hayyam ile yaptıkları sohbetlerden ilham alan Hasan Sabbah, dini öğretileri dünyevi zevklerle birleştirecek bir plan yapar. Alamut Kalesi’ni ele geçirir ve burada peygamberliğini ilan ederek fedailerini yetiştirmeye başlar.
***

Cennet bahçeleri, fedailer, fedailere eğitim veren dailer, bir huri olarak yetiştirilen kadın köleler ve kendi içindeki sağlam hiyerarşik sistemiyle Alamut Kalesi kısa zamanda önemli bir güç haline gelir. Hasan Sabbah’ın fedailerine, kullandıkları haşhaşın etkisiyle kendilerini cennette sandıkları için insanlar tarafından Haşhaşi ismi takılır. En büyük amacı Büyük Selçuklu Devleti’ni yıkmak olan Hasan Sabbah, Haşhaşi adı verilen fedaileri eliyle Selçuklu yöneticilerine karşı birçok siyasi suikast düzenler. Nizamülmülk’ün öldürülmesi de bunlardan biridir. Büyük Selçuklu Devleti’nin ikinci adamının Haşhaşiler tarafından düzenlenen bir suikast sunucu öldürülmesi ve ardından kısa bir süre sonra Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Melikşah’ın şüpheli ölümü Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin bölgedeki etkisini arttırır. Amacına ulaştığı inancında olan Sabbah, inzivaya çekilir ve yerini Ebu Ali’ye bırakır.
***

Fedailerin Kalesi Alamut’ta günümüzde de oynanan ve neredeyse bin yıldır devam eden bir oyunu görüyoruz: Dini değerlerin istismar edilmesi ve kişisel çıkarlar için kullanılması. Kitapta Hasan Sabbah, İsmaili mezhebinin öğretilerini kendi çıkarları doğrultusunda yorumluyor. Kendi öğretisiyle insanların beynini yıkıyor. Yarattığı sahte cennete ulaşmak isteyen kişiler gözlerini kırpmadan Hasan Sabbah için ölüme gidiyor. Kitaptaki 11. yüzyılda geçen hikaye, günümüzün gerçekleriyle ne kadar da benzeşiyor.
***

Sloven edebiyatının başarılı temsilcilerinden biri olan, Yugoslavya Yazarlar Birliği Başkanlığı da yapmış, Wladimir Bartol’un pek çok edebiyat otoritesi tarafından baş eseri olarak kabul edilen Fedailerin Kalesi Alamut adlı tarihi romanı, kitapseverlere 11. yüzyıldaki İran’ın kapılarını ardına kadar açıyor. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR