KÖŞE YAZARLARI

Aynı denize dökülen nehirler

Dünya siyasetinin son yüzyılına baktığımızda siyasi iktidarların sık sık değiştiğini ancak uygulanan politikaların pek değişmediğini görüyoruz.
Kapitalist sistemin tamamen kurumsallaştığı ülkelerde bu gerçek, daha net bir şekilde ortada. Siyasi iktidarlar el değiştirdiğinde, yönetim anlayışıyla ilgili çok küçük değişiklikler oluyor. Toplumun ezilen kesimlerinin sorunlarına yönelik kalıcı adımlar atılmıyor.
***

Dünyanın genel sorunlarını tek tek inceleyin, belki biraz zamanınızı alacak ama bu zamana değer. Sonra da üşenmeyin, bazı ülkelerin sorunlarını inceleyin. Göreceksiniz. Hem küresel hem de ulusal sorunlar benzerlikler gösteriyor. Elbette her ülkenin kendi iç dinamiklerine göre sorunları mevcut ama genel çerçevedeki sorunlar büyük benzerlikler taşıyor.
Biraz zaman ve emek harcayıp dünyanın küresel ve ulusal sorunlarını analiz ettiğinizde şunu da göreceksiniz: Bu sorunların hiçbiri çözülemeyecek sorunlar değil.
***

Tüm dünyayı ilgilendiren küresel sorunlar da ülkelerin iç sorunları da iyi niyetli ve sistemli bir çabayla rahatlıkla çözülebilir. Tabii, çözülmek istenirse. Belli ki bu sorunların çözülmesi bazı güçler tarafından istenmiyor. 
Birbirinin türevi olan siyasi yapıları da birbirinin alternatifi gibi gösteren aynı güçler. Dünya siyasetinde birbirine rakip olan büyük sistem partileri ufak nüanslar dışında birbirinden pek ayrılmıyor. Bazı ülkelerde muhafazakar-seküler, bazı ülkelerde milliyetçi-azınlıkçı, bazı ülkelerde ise sağ-sol üzerinden ayrışıyor partiler.
***

Suni ideolojik referansların dışında hayatın gerçekliğiyle uyuşan farkları yok, birbirine ‘’rakip’’ partilerin. Genel başkanlarını, milletvekili adaylarını, parti yöneticilerini, delegelerini benzer yöntemlerle belirlerler. Maddi güç ve ilişkiler ağı önemlidir. 
Kapitalist sistemde bilinen bir gerçek vardır. Paran varsa siyaset yaparsın, paran yoksa ancak bir yere kadar ilerleyebilirsin. Sol geçinen çoğu partide de bu böyledir.
***

Dünyanın neresine giderseniz gidin benzer tabloyu görürsünüz. Siyaseti, parası olan belli bir elit kesim yapar. Siyasetçilere olan güvenin bu denli az olmasının nedeni budur. Siyasi gücü elinde bulunduran elit kesim çoğunlukla kendi çıkarını ön planda tutar, halkın çıkarını değil.
Dünya siyasetinde sağ ve sol kavramları ekonomik temellidir. Sağ siyaset sermayeden, sol siyaset emekten yanadır. Tabii, bu teorik olarak böyle. Günümüz dünyasında sol siyaset, emekçilerin haklarını kapitalist sınırlar içinden çıkmadan ve sermayeye zarar vermeden arama çabasında.
Dış politikada ise neredeyse aynılar. Zaten müesses bir nizama sahip olan ülkelerin dış politikası bellidir. İktidarlara göre değişmez. Belli olan bu dış politika da genellikle kapitalist tandanslıdır.
***

Ülkemizdeki sağ-sol algısı ise dünyadan oldukça farklı. Türkiye’deki algı ekonomik temelden bir hayli uzak. Ülkemizde sağ denince milliyetçilik ve muhafazakarlık, sol denince de laiklik akla geliyor. Buna ek olarak da bu görüşü benimseyen bazı kişilerde diğer tarafa karşı son derece çirkin önyargılar olabiliyor. Sağcıları şovenist, faşist, yobaz, gerici diye etiketleyenler olduğu gibi solcuları da dinsiz, imansız, kitapsız, anarşik diye etiketleyenler var maalesef. Türkiye siyaseti, anlamsız ve gereksiz önyargıları yenerek projelere dayanan, gerçekçi ve ilkeli bir siyaset anlayışıyla daha iyi bir hale gelebilir.
***

Son tahlilde dünya siyasetine geri gelecek olursak, siyaset sahnesinde boy gösteren partilerin ve aktörlerin çoğunlukla birbiriyle aynı olduğunu görüyoruz. Bu haliyle dünya sağı ve solu aynı denize dökülen iki nehir gibi, kapitalizm denizine.
Dünyamız büyük sorunlarla karşı karşıya. Hem küresel ölçekte hem de ülkeler açısından. Mevcut siyaset anlayışıyla bu sorunlar çözülemez. Dünyanın çıkar gruplarına değil, kendisini insanlığa adamış ilkeli kişilere ihtiyacı var. Böyle adanmış kişilerin sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Ancak ellerindeki gücü kaybetmek istemeyen çıkar grupları tarafından önleri kesiliyor.
***

Çıkar gözetmeden kendisini insanlığa adamış ilkeli kişilere yetki vermek bizim elimizde. Tercihlerimizi doğru yapmalıyız. Dünyanın büyük sorunları olsa da bu sorunların hiçbiri çözülemeyecek sorunlar değil. Doğru ve iyi niyetli bir siyaset anlayışıyla dünya çok daha iyi bir yer olabilir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR