KÖŞE YAZARLARI

Değişen sadece isimler, sistem aynı

12 Eylül 1980 Darbesi’nden sonra Türkiye hızlı bir şekilde apolitikleşti. Toplumun tüm kesimlerine topyekün olarak başlatılan düşünsel saldırı, özellikle gençleri hedef aldı. Amaç; siyasetten uzak duran, ülke sorunlarına karşı duyarsız, aşkı önceleyen, bireyci, tek hedefi köşeyi dönmek olan, kapitalist sisteme bütünüyle entegre olmuş bir nesil yaratmaktı. Bunda da büyük ölçüde başarılı oldular.
Türkiye’nin NATO’ya girişiyle başlayan kapitalizme eklemlenme süreci 12 Eylül Darbesi’yle tamamlandı. Günümüzde özellikle dış politikada çokça şikayet ettiğimiz ABD ve Batı merkezli siyaset anlayışının bir parçası olduk. Bunun faydasını gördüğümüz zamanlar da oldu ancak çoğunlukla zararını gördük.
***

Dönemin devlet yönetimini elinde tutan güçleri Batılı ‘’müttefikleri’’ memnun edebilmek için hem sağdan hem de soldan pek çok yurtsever vatan evladını feda etti. O yurtsever vatan evlatlarının yaklaşık 50 yıl önce Amerikan emperyalizmiyle ilgili yaptıkları uyarılar bugün bir bir gerçekleşiyor. Bugün devlet yönetimini elinde tutanların izlediği dış politika, o yurtsever vatan evlatlarının geçmişte yaptığı uyarıların ne kadar doğru olduğunun teyididir bir anlamda.
***

12 Eylül Darbesi’nden sonra kapitalist sistem Türkiye üzerinde kesin olarak egemen oldu, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra da tüm dünyada. İki kutuplu dünya düzeninin ortadan kalkıp, tek kutuplu kapitalist dünya düzeninin tam hakimiyeti ile hemen her ülkede yeni bir toplum yapısının oluşturulması zorunlu hale geldi. 
Kapitalist sisteme uygun bir neslin ve toplum yapısının oluşturulması kapitalist sistem için elzemdi. 12 Eylül Darbesi’nin ardından Türkiye’de gerçekleşen toplum mühendisliği, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından, kapitalizmin egemen olmadığı tüm ülkelerde sistemli bir şekilde uygulandı. Günümüzün çok eleştirilen apolitik gençlik yapısının temelleri böyle atıldı.
***

12 Eylül Darbesi ile Türkiye’de oluşmaya başlayan toplum ve özellikle gençlik yapısı, bilhassa 2000’li yıllardan itibaren tüm dünyada benzerlik gösteriyor. Apolitik, ülke sorunlarına duyarsız, aşkı önceleyen, karşı cins ile iletişime fazla önem atfeden, bireyci, dış görünüşüne özen gösteren, temel hedefi köşeyi dönmek olan, teknolojiyle içli dışlı, sosyal ilişkileri zayıf, kapitalist sisteme bütünüyle entegre olmuş bir kuşak. Ama aynı zamanda teknolojik olanaklar sayesinde bilgiye erişme imkanı son derece fazla olan, araştıran, sorgulayan, olayları neden-sonuç ilişkisi doğrultusunda değerlendiren, oldukça zeki, mantığı esas alan ve gerektiğinde isyan eden bir kuşak.
***

Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği bir dünyada geleceğin neler getireceğini tam olarak kestirmek mümkün değil. Ama önümüzdeki yüzyılın bilgi ve teknoloji çağı olacağını söylemek için de kahin olmaya gerek yok. 
Bilgi ve teknoloji çağında değişen dengeler günümüzün sığ siyaset anlayışını değiştirir mi, orası meçhul. Mevcut siyaset anlayışının değişmesi için mevcut sistemde de birtakım değişiklikler olması gerekiyor. Bilgi ve teknolojinin gelişiminin kapitalist sistem içerisinde de bazı değişimlere yol açacağını söyleyebiliriz ancak kapitalizm tarafından finanse edilen bilgi ve teknolojik gelişmelerin kapitalist sistemle ilgili radikal değişimlere yol açması çok da olası değil. Radikal değişimlerin olması için bilgi ve teknoloji çağında yetişen yeni nesillerin bazı sosyo-kültürel sıçramalara öncülük etmesi gerekir. Bunun gerçekleşmesi imkansız olmasa da pek kolay değil.
***

Kapitalist sistemdeki siyaset anlayışı bellidir. Maddi olanakları olan kişiler siyaset yapabilir. Ekonomik yönden güçlü olmayan kişiler ne kadar nitelikli olurlarla olsunlar, bir yere kadar yol alabilirler. Elbette bu genellemenin dışında kalan bazı örnekler var ama bunlar son derece sınırlı sayıda ve genellemeyi etkileyemeyecek örnekler. 
Sistemin siyaset algoritması belli olduğu için gerek iktidarda gerekse muhalefette belli makamlardaki isimler değişse de politikalar etkin bir biçimde değişmez. Sistem baki kalır. Çünkü iktidar da muhalefet de aynı sistemin parçasıdır. Aralarındaki farkları ideolojik nüanslar ve çıkar çekişmeleri belirler.
***

Nitelik olarak yetersiz ancak maddi olarak yeterli kişilerin siyaset yapması düşük profilli siyasete neden olur. Bu şekilde yapılan siyaset insanlara fayda sağlamasa da sistemin iplerini elinde tutan çıkar gruplarına fayda sağlar. 
Mevcut siyaset anlayışının, mevcut ekonomik ilişkiler dahilinde değişmesi zor. Değişim zamana yayılarak gerçekleşecektir. Bilgi ve teknoloji çağının gelecek vadeden nesilleri, siyasette yeni ufuklar açabilir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR