KÖŞE YAZARLARI

Emperyalizmin Kürt Politikası

Kürt Meselesini sadece Türkiye’nin bir iç sorunu olarak değerlendirirsek yanlış yaparız. Yanlış tespitler, yanlış stratejilere; yanlış stratejiler, trajik felaketlere neden olur. Bu nedenle Kürt Meselesini duygusal, ideolojik ve saplantılı kalıpları reddederek; gerçekçi bir biçimde analiz etmek zorundayız. Zira bu coğrafya safsatalarla, boş lakırdılarla yeterince bedel ödedi.
***

Kürt Meselesi sadece Türkiye için değil, Orta Doğu ülkeleri ve küresel güçler açısından da önemli bir konu. Bu yönüyle Kürt Meselesi, uluslararası bir mesele. Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de yaşayan Kürtlerin nüfusu yaklaşık 30 milyon. Kürt nüfusunun ideolojik perspektiflere göre değişiklik göstermesi ise şaşırtıcı değil. 
***

Bölge ülkelerinin yönetim mekanizmaları Kürtlerin demokratik taleplerine set çekebilmek için Kürt nüfusunu genellikle olduğundan az, Kürt siyasi hareketlerinin bazı kesimleri ise olduğundan fazla göstermiştir. Nispeten tarafsız ve mümkün olabildiğince güvenilir sayabileceğimiz veriler yaklaşık olarak 30 milyonu işaret ediyor.
***

Şunu belirtmekte fayda var ki dünya üzerinde bu nüfusa sahip olup da devlet sahibi olmayan bir halk bulunmuyor. Bazı kesimler tarafından emperyalistler tarafından desteklenmekle eleştirilen Kürtlere emperyalistlerin oyunu bu olsa gerek... Kürtler hiçbir zaman emperyalistler tarafından desteklenmedi, desteklenenler terör örgütleri oldu.
***

Sözü edilen destek gerçekten var olsaydı, Kürtler 1900’lerin başlarında da 2000’lerin başlarında da devlet sahibi olabilirlerdi. Emperyalistlerin amacı Kürtleri devletleştirmek değil, Kürtleri kullanarak Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırmak. 1900’lerin başında yapılan haritalar ve çizilen sınırlar bu amaca hizmet ediyordu; Kürtleri 4 ayrı ülkeye dağıtmak ve gelecekte o ülkeleri Kürtler üzerinden güçsüzleştirmek… 
***

Emperyalist güçler hiçbir zaman 30 milyonluk zinde nüfuslu bir ülke istemez. Emperyalistler asla 4 parçanın birleşmesiyle yekpare bir biçimde oluşan büyük-birleşik bir Kürdistan istemez. Emperyalistler kesinlikle Kürtlerin Selahaddin Eyyubi’nin torunları olduğunu unutmaz.
***

Emperyalist güçlerin Kürtlere biçtiği rol, yaşadıkları ülkeleri istikrarsızlaştırmaktan ötesi değil. Emperyalistlerin Kürtlere sunacağı kazanım ise yaşadıkları ülkelerde özerk yönetimler elde etmekten fazlası değil. Değişen konjonktür ve gelecekte oluşacak dengeler belki küçük ölçekli bağımsız bir devleti ortaya çıkarabilir. Ancak 4 ülkeden toprak kopartılarak büyük-birleşik bir Kürdistan fikrinin gerçekleşmesi hem bölgesel koşullar itibariyle hem de emperyalist güçlerin çıkarlarıyla örtüşmemesi sebebiyle imkansız.
***

Emperyalistler Kürtleri hem siyasi hem de coğrafi olarak ayrıştırma amacı güdüyor. Irak ve Suriye’deki yaşananlar bunu gösteriyor. Irak’ta KDP ve KYB’yi desteklerken, Suriye’de YPG’yi destekliyorlar. Bu grupların bir araya gelmemesi için de her şeyi yapıyorlar. Kürtlerin siyasi ve coğrafi olarak birlik içinde olması emperyalistlerin işine gelmiyor. Böl ve yut stratejisi Kürtler açısından da geçerli. Kürtleri farklı ülkelerde özerk statü sahibi ancak birbiriyle siyasi birlikten uzak, kolay kullanılabilir bir halde tutmak istiyorlar.
***

Kürtlerin devlet sahibi olması emperyalistler için kazanım değil. Devletleşen Kürtler emperyalistler için diğer ülkelere karşı siyasi manevra alanı olmaktan çıkar. Bu da emperyalistlerin Orta Doğu’daki elini zayıflatır. Kürtlerin devlet olmaması, devlet olma arayışı ile emperyalist güçlerin güdümüne girmesi ve Orta Doğu’yu istikrarsızlaştıran bir unsur olması emperyalistler için daha kullanışlı bir senaryo.
***

Durum böyleyken, İsrail’in güvenliği için 4 ülkeden toprak kopartılarak Büyük Kürdistan kurulacak, söylemlerini yerinde bir analiz olarak görmüyorum. Fakat Kürtler kullanılarak 4 ülkede kargaşa ve istikrarsızlık çıkartılmasını, bu ülkelerin zayıflatılarak emperyalist güçler tarafından kolay kontrol edilir hale gelmesini ve söz konusu ülkelerde özerk Kürt yapılarının ortaya çıkmasını gerçekçi bir tespit olarak değerlendiriyorum.
***

Putin’in Kürt Meselesi ile ilgili bazı tespitlerine katılmamak elde değil. Bölge ülkelerinde aradığını bulamayan Kürtler, yönünü Batı’ya dönüyor. Bölgede geçmişten beri Kürtlere karşı uygulanan bazı yasakçı politikaların tamamen sona ermesi, Kürtlerin yaşadıkları coğrafyadaki ülkelere güven duymasının önünü açabilir.
***

Birtakım gerçekleri kabul etmekte fayda var. Kürt dili ve kültürü son 100 yılda zor süreçler atlattı. Bölge ülkelerinde Kürtlerin demokratik talepleri kabul görmedi. Türkiye ve İran’da nispeten daha az olsa da özellikle Irak ve Suriye’deki Kürtler çeşitli sıkıntılar yaşadı. Kuzey Irak’taki Halepçe Katliamı toplu bir katliam olması açısından, Suriye’deki Kürtlerin büyük bir kısmının kimliksiz olması da sosyal-kültürel-demokratik açıdan tam bir felaketti.
***

Bölge ülkelerinde Kürtlerin demokratik taleplerinin karşılanması emperyalizme karşı en önemli manevra olabilir. Kürtlerin demokratik ve kültürel olarak talep ettiği hakları elde etmesi hem emperyalist güçlerin hem de terör örgütlerinin istismar alanını ortadan kaldıracaktır. Böyle bir manevra bölge ülkelerinin iç birliklerini sağlamalarına, kenetlenmelerine katkı sunar. Kürt Meselesinin barışçı, demokratik ve hiçbir ülkenin milli egemenliğine zarar vermeyecek şekilde çözülmesi Orta Doğu’da güçlü bir anti-emperyalist direnç yaratabilir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR