KÖŞE YAZARLARI

İran’a karşı Arap NATO’su: MESA

Basra Körfezi’nde sular ısınıyor. 
ABD’nin Körfez’deki güçlerini arttırmasının ve bölgede askeri bir yığınak yapmasının ardından ABD ile İran arasındaki ilişkiler iyice gerildi. 
Geçtiğimiz günlerde ABD’ye ait iki destroyerin Basra Körfezi’ne giriş yapması bölgenin ateşini daha da yükseltecek bir hamle.
***

Basra Körfezi gibi görece küçük bir alanda hem ABD’ye hem de İran’a ait çok fazla askeri gücün bulunması riskleri arttırıyor. 
Her iki ülkede askeri seçeneği masaya caydırıcı bir unsur olarak koysa da küçük bir alanda fazla miktarda askeri gücün olması bir kaza sonucu çatışma ihtimalini de doğuruyor. 
***

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in bu konudaki sözleri oldukça manidar. ‘’Bu kadar fazla miktarda askeri gücün küçük bir alanda bulundurulması kendiliğinden kazalara neden olabilir," demişti Cevad Zarif. 
Küçük bir kıvılcımın büyük bir yangına dönüşebileceği bir ortamda Basra Körfezi’ndeki askeri hareketlilik fazlasıyla tehlikeli.
***

İki tarafında askeri bir savaştan kaçındığını biliyoruz. Trump göreve geldiğinden beri ABD dış politikasında İran’ı baskılamak büyük bir yer tutuyor. 
ABD, İran’ın Orta Doğu’daki etkisinin artmasından rahatsız. İran’dan Irak’a, oradan da Suriye üzerinden Lübnan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada İran nüfuzu artıyor. 
İran dış politikasının temel hedeflerinden biri olan Şii Hilali projesi önemli bir aşama kaydetti. 
***

ABD, İsrail ve Sünni Arap ülkeleri bu durumdan hoşnut değil. Bölgede genişleyen İran; rejimi, ideolojisi ve mezhebiyle yayılıyor. Şiiliğin bölgedeki yükselişi Sünni Arap ülkeleri için tehlike teşkil ediyor. 
Suudi Arabistan öncülüğündeki Körfez ülkelerinin İran’a yönelik tutumunun arka planında bu var.
İsrail güvenlik kaygıları nedeniyle, ABD de küresel çıkarları sebebiyle Körfez ülkelerini destekliyor. 
***

Bu şartlar göz önüne alındığında ABD, İsrail ve Sünni Arap Blok için ortak düşman, İran. ABD’nin bölgeye askeri yığınak yapmasını Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri öncülüğündeki Körfez ülkeleri de destekliyor. 
İran’ın faaliyetlerini kendileri için tehdit olarak gören Sünni Arap ülkeleri, İran’a karşı yürütülen baskı politikasının en önemli destekçileri.
***

İran yayılmacılığının bölgenin barış ve huzuruna hizmet etmediği açık. 
İran; Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen başta olmak üzere pek çok ülkede paramiliter güçlere sahip. 
Irak’ta Haşdi Şabi, Suriye’de İranlı askeri danışmanlara bağlı milis güçler ve Şebbiha, Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husiler İran’a yakın gruplar. 
Orta Doğu’da istikrarsızlığın ve iç savaşın olduğu her ülkede sadece ABD ve emperyalist güçleri değil, İran’ı ve ona bağlı grupları da görmek mümkün.
***

ABD de İran da kullandıkları tehdit diline rağmen savaş istemiyor. 
ABD askeri gücünü kullanarak bölgede gövde gösterisi yapsa da mevcut durumda askeri bir savaştan çok siyasi ve ekonomik bir savaştan söz edebiliriz. 
ABD’nin amacı askeri güçle kısa bir zaman zarfında İran rejimini çökertmek değil, siyasi ve ekonomik baskıyla İran’ı köşeye sıkıştırarak kendi şartlarını dayatmak. Askeri seçeneğin Orta Doğu’yu yeni bir felakete sürükleyebileceğinin tüm taraflar farkında.
***

Mezhepsel gerginliğin had safhada olduğu Orta Doğu’da ABD’nin İran ile girişeceği bir savaş, bölgesel kırılmalara neden olabilir.
 Olası bir ABD-İran savaşının tehlikeli bir bölgesel savaşa dönüşme ihtimali çok yüksek. 
Böylesine tehlikeli bir denklemin varlığı bilinmesine rağmen İran ve müttefikleri de, ABD ve müttefikleri de gerginliği azaltacak adımlar atmıyor.
***

İran’ın Irak, Suriye ve kısmen Lübnan’la mezhepsel yakınlıktan doğan, Rusya ve Çin’le de ortak düşmandan kaynaklı güçlü ilişkileri var. 
Bu güçlü ilişkiler ağı İran’ın bölgedeki etkisini gittikçe arttırıyor. Buna karşın ABD ve İsrail ise Sünni Arap NATO’su MESA(Orta Doğu Stratejik İttifakı)’yı etkin hale getirmek istiyor.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Ürdün ve Mısır’dan oluşması hedeflenen ittifakta büyük mesafe katedildi. 
***

Yakın bir gelecekte hayata geçmesi beklenen bu ittifakla ilgili Mısır’ın çekinceleri var. 
MESA’nın hedef ve stratejileri konusunda endişeleri olan Mısır; bu ittifakın, bölgesel politikalardaki tarafsız tutumuna zarar vermesini istemiyor. 
ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Mısır’ı ikna etmek için yoğun çaba harcadıkları ve bu konuda sonuca yakın oldukları bilinen bir gerçek. 
Nitekim Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin, ‘’Körfez güvenliği Mısır güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır,’’ açıklaması bunu doğrular nitelikte.
***

Arap NATO’su, İran’a karşı etkili bir girişim. Her ne kadar hayata geçmesi konusunda önemli bir mesafe kat edilse de bu ittifakın gerçekleşmesini önleyecek pek çok neden de var. 
İttifakı oluşturacak ülkelerin iç çelişkileri ve birbirleriyle olan sorunları bu nedenlerden en önemlileri. Böyle bir tablodan sağlıklı bir ittifak çıkar mı, zaman gösterecek.
***

Orta Doğu’nun kaotik atmosferinde, taraflar tansiyonu düşürecek hamleler yerine bölgenin ateşini yükseltecek hamleler yapmakta ısrar ediyor. 
Coğrafyamız için sonuçları ağır olacak çatışmalardan uzak durulmalı. 
Ülkelerin mezhepsel ayrışması bölgesel ve küresel ittifaklara evriliyor. 
Kurulan ittifaklar bölgenin sorunlarına çözüm üreten, yapıcı ve birleştirici ittifaklar olursa, bölgesel refahın önü açılır. 
Ancak çıkar odaklı, yıkıcı ve ayrıştırıcı ittifaklar devreye girerse, sonuçları Orta Doğu için hiç iyi olmaz.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR