KÖŞE YAZARLARI

Kriz algoritması

Zor günlerden geçiyoruz. Sıkıntılı zamanlar dayanışma ile aşılır. Ülkemiz özelinde milletimizin, dünya genelinde ise insanlığın güçlü bir dayanışmaya ihtiyacı var. 
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en zor süreci yaşıyoruz. Çok güvendiğimiz teknolojik olanaklar ve otoriter organizasyonlar bu büyük felaketi önleyemedi. Belki de salgının yayılmasına zemin hazırladı. 
Teknolojinin sağladığı geniş ulaşım ağının bu virüsün yayılmasındaki etkisini yadsıyamayız. Dünya hükümetlerinin salgın konusundaki gevşekliklerini de…
***

Koronavirüs Çin’de ortaya çıktığında ortalama her insan bu virüsün dünyaya yayılacağını öngörebilirdi. Ortalama her insanın görebileceği bir gerçeği dünyadaki koca koca hükümetlerin görememesi çok garip. 
 Entelektüel çevrelere göre burada iki nokta öne çıkıyor:
 1) Dünya Sağlık Örgütü doğru bir kriz algoritması oluşturamadı, koronavirüs konusunda güçlü bir çalışma yapamadı, tehlikeyi göremedi ve dünyayı bu tehlike ile ilgili yeterince bilgilendiremedi. 
 2) Çin, Dünya Sağlık Örgütü’ne yanlış veya eksik bilgiler vererek Dünya Sağlık Örgütü’nü yanılttı ve dünyadan bilgi sakladı.
***

Bu iki tezden hangisi doğru, tam olarak bilmek güç. Salgın sönümlenip dünya kendine geldiğinde bu sorulara cevap bulabiliriz. Ancak bu teorilerden herhangi birinin gerçek olması çoğu kişiyi şaşırtmayacaktır. İkisinin birden gerçek olması dahi şaşırtmayabilir. 
ABD ile İran’ın uzun zaman sonra bir konuda hemfikir olması manidar. İki ülkede de önemli bir kesim Çin’in virüsle ilgili bilgi saklayarak virüsün yayılmasına neden olduğunu düşünüyor. Sadece ABD ve İran değil, pek çok taraf Çin’i salgını dünyaya yaymakla eleştiriyor.
***

Zira son tabloya baktığımızda Çin salgından zaferle çıkmış gibi görünürken ABD, Avrupa ve İran büyük bir facia ile karşı karşıya. Çin’e yüklenen çevrelere göre, birinin ölümünden en çok kimin çıkarı varsa cinayeti o işlemiştir. Koronavirüs sürecinden en güçlü çıkan devlet Çin gibi görünüyor şu günlerde. Dolayısıyla Çin’i eleştiren çevreler bu teori üzerinden dayanak sağlıyor. 
Çin çok eleştirilse de Dünya Sağlık Örgütü’nün ihmali ve eksikliğini de göz önünde bulunduranlar var. Pek çok bilim insanı Dünya Sağlık Örgütü’nün vefat ve vaka sayısı açıklamaktan fazlasını yapması gerektiğine inanıyor.
***

Salgının en yoğun günlerini yaşıyoruz. En dikkatli olmamız gereken zamanlardayız. Bu kritik günlerde vaka sayımızı ne kadar aşağıda tutarsak salgını o kadar kısa sürede ve en az kayıpla bertaraf ederiz. 
Bazı bilim insanları yakında salgının pik noktasına yani zirve noktasına ulaşıp ardından bir süre stabil devam ederek sonrasında aşamalı olarak inişe geçmesini umuyor.
***

Umulan tablo ne kadar zamanda hayata geçer kestirmek güç. Salgının ivme kaybetmeye başlamasından sonra ne kadar zamanda normal hayata dönebileceğimizi öngörmek de kolay değil. En önemlisi bu salgında kaç insanımızı kaybedeceğiz, bilmiyoruz. Vefat ve vaka sayısı düştükçe kritik günleri atlattığımız için belki umutlu olacağız ama kaybettiğimiz canları asla unutmayacağız. Kayıplarımız ve yaşadığımız acılar hep içimizi yakacak. Bir tarafımız hep buruk kalacak. 
Koronavirüs salgınında hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli yakınlarına sabır, tedavi gören yurttaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR