KÖŞE YAZARLARI

Küresel sistemde değişen dengeler

ABD’nin Suriye’den çekilme kararı tüm dünyada şaşkınlıkla karşılandı. Suriye, İran ve Rusya gibi bölge ülkeleri kararı olumlu bulsa da konuya temkinli ve şüpheci bir şekilde yaklaşıyorlar. 
Türkiye’de ise ‘’diplomatik zafer, diplomatik destan’’ ifadeleri sıklıkla kullanılıyor. 
Zafer sarhoşluğuna kapılmadan, ABD’nin kağıt üzerinde aldığı kararı sahada ne kadar uyguladığı dikkatle takip edilmeli.
***
İngiltere ve Fransa, ABD’nin kararını yanlış bulduğunu açıkça belirtti. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ABD’yi sert sözlerle eleştirdi. ABD’nin bu kararıyla, zaten kendi içinde sorunları olan Atlantik İttifakı yeni ve çözülmesi güç sorunlarla karşı karşıya kalacak.
 Trump’ın kararına en büyük tepkinin ABD iç kamuoyundan geldiğini söyleyebiliriz. ABD içinde küreselcilerle milliyetçi-muhafazakarlar arasında büyük bir güç mücadelesi var. 
***
Amerikan siyasetinin bu tıkanıklığı işte bu güç mücadelesinin sonucu. Mevcut Amerikan sistemi küreselciler tarafından kuruldu. 
Amerikan rüyası da Amerikan emperyalizmi de bu müesses nizamın eseri. 
Şimdi ise Trump’ın temsil ettiği milliyetçi-muhafazakar damar güç kazanıyor. 
***
Popülist, şoven, dinci ve etnikçi öğelerin de içerisinde yer aldığı bu yükselen güç ABD sistemini ele geçirmek için büyük bir savaş veriyor; küreselcilerin temsil ettiği Amerikan müesses nizamı da bu savaşı kaybetmemek için… 
Pentagon, CIA, FBI ve Amerikan derin devletinin her kurumu birer savaş alanı. ABD’nin Suriye’den çekilmesini bu denklem içinde değerlendirmek gerekir. 
***
Elbette ki Türkiye, ABD’ye büyük bir baskı yaptı. Diplomatik açıdan önemli adımlar atıldı. Suriye İç Savaşı süresince Rusya ve İran’ın Suriye’yi desteklemesi ABD’nin planlarını bozdu. 
Bölgesel ve küresel gerçekler ABD’nin Suriye’de zor durumda kaldığını gösteriyor. Ama aynı gerçekler bir şeyi daha gösteriyor. 
ABD, Suriye’ye çok para gömdü. 
Çok fazla askeri ve ekonomik yatırım yaptı. Sonuçta ortaya çıkan tablo ise ABD açısından hiç de fena değildi. 
***
Fırat’ın doğusunda YPG üzerinden kazandığı güç ve elde ettiği alan ABD için önemli bir kazanımdı. 
Zira bu bölge Suriye’nin hem tarım alanları hem de yeraltı kaynakları açısından en verimli bölgesi. 
Bu bölge YPG eliyle ABD kontrolünde olduğu sürece ABD, Suriye’de kaybetmiş sayılmazdı. 
Fakat Trump tüm bu gerçekleri göz ardı ederek ani bir şekilde Suriye’den çekilme kararı aldı.
***
Çekilme kararının küresel ve Orta Doğu ile ilgili bölgesel nedenlerden çok ABD sistemindeki mücadeleyle ilgili olduğunu söylemek mümkün. Çekilme kararının ardından pek çok üst düzey yetkilinin istifa etmesi ve kamuoyundan gelen tepkiler bunu doğruluyor.
 ABD dış politikası İkinci Dünya Savaşı’ndan beri belli bir sistemde ilerliyordu. İktidarlar, başkanlar gelip geçse de dış politika değişmezdi. Uzun vadeli hedefler doğrultusunda kendilerine göre stratejik planlamalar yaparlardı. 
Gerçek şu ki ABD’nin Orta Doğu politikası da bu şekilde kurgulanmıştı. 
***
Ancak artık ülkeyi Trump yönetiyor ve amacı Amerikan müesses nizamını tasfiye edip kendi ideolojisine göre yeni bir sistem kurmak.  Bu nedenle hem iç politikada hem de dış politikada ABD’ye yeni bir konsept uyarlamak istiyor. 
Bunu nasıl yapacağı ise muamma. Çünkü öngörülebilir ve tutarlı bir siyasetçi imajı çizdiği pek söylenemez. 
 ABD içerisinde çoğu kişiye göre Trump’ın Suriye’den çekilme kararı  sadece bir seçim yatırımından ibaret. 
***
Amerikalı Trump muhaliflerine göre herhangi bir stratejik anlamı ve mantığı olmayan bu karar uzun vadede ABD’ye büyük zarar verecek. 
ABD’nin YPG’yi yıllarca müttefik olarak kabul ettikten sonra bir anda sırtını dönmesi Amerikalı birçok siyasi gözlemci tarafından eleştirildi. ABD’yi müttefiklerini satan bir konuma sokan bu tutumun, ABD’nin güvenilirliğini kaybetmesine ve gelecekte sahada müttefik bulma konusunda sıkıntı yaşamasına neden olacağını düşünenler ülkede bir hayli fazla. 
***
Her ne kadar son yıllarda ivme kaybetmiş olsa da gerek ekonomik gerekse askeri güç açısından ABD hala dünyadaki en önemli küresel aktör. 
Bu yüzden ABD içindeki güç savaşını kimin kazanacağı dünyanın geleceği için de önem teşkil ediyor.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR