KÖŞE YAZARLARI

Yel kayadan ne koparır

2019 Yerel seçimleri ülkemiz ve geleceği açısından gelecekte de değerlendirilecek, üzerine çok konuşulacak, belki de bir dönemin sonunun başlangıcı olarak tarihte yerini alacaktır.

İktidarı seçim kaybettiği her ilde muhalefetin karşısında en güçlü adaylarla seçime girmiştir.

Milli ve yerli ittifakın başarısı için devletin tüm olanakları seferber edilmiştir.

TRT Kanalları Kırmızı Bültenle aranan teröristlere açılmış, İmralı Adasına bir Kürt Akademisyen bile gönderilmiştir.

***

Kimselerin tanımadığı ve ilginç adam elinde Öcalan’ın mektubuyla kameraların karşısına çıkarılmış, seçim atmosferine etkisi olacağı hesabıyla konuşturulmuştur.

Ama tüm bu çabalar sonuçsuz kalmış, birbirine hiç benzemeyenlerin kurduğu Millet İttifakı seçimlerden başarılı çıkmıştır ve hatta Kürt seçmenin oyunu tereddütsüz ama gönlü kırık olarak almayı da başarmıştır.

Bu seçimler AKP Prensleri için mutlak bir yenilgi olmuştur.

***

Bakanlar, Meclis Başkanları seçim kaybetmiş ve tıpış tıpış evinin yolunu tutmuştur.

Bu seçimler bazılarının kariyerinin de sonu olmuştur.

Bu tablo iktidar için gerçek bir hezimetti, AKP iktidarı Ankara’nın Antalya’nın Mersin’in Bolu’nun hatta ve hatta Kırşehir’in şokunu atlatmakta zorlandı.

Hele İstanbul…

Hele İstanbul.

Gücünün yettiği her yolu deneyen AKP seçim bile iptal etmiştir.

***

İktidar hikâyesinin en ağır yenilgisini ikinci İstanbul seçimiyle alarak,  kendi tarihinin en büyük gediğini neredeyse kendi elleriyle açmıştır.

Tabii bu başarının birçok nedeni var ancak siyasi partiler açısından taktiksel başarısı Millet İttifakı’nı bir araya getiren ve ittifakın başarısı için seçmenine ulaşıp çaba sarf eden Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Sadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu ve büyük şehirlerde aday çıkarmayarak seçmeninin oyunun iktidarın kaybedeceği adaylara verilmesi yönünde çaba sarf eden Halkların Demokratik Partisi eş başkanlarınındır.

***

Birbirleriyle ideolojik olarak tamamen farklı siyasetlerin bir arada ve aynı amaca kilitlenmesi kimsenin yadsıyamayacağı bir başarıdır.

AKP’nin psikolojik üstünlüğü kaybettiği, Başkanlık Sisteminin başarısının ve geleceğinin tartışılmasına neden olmuş bir dönemin başlangıcı olmuştur.

Seçim sonrasında yaşananlarsa AKP’nin benden sonra her şey tufan tavrı seçmen tarafından da iyice görülmüştür.

Usulsüz ve haksız kayyım atamaları, belediyelerin olanaklarının kısıtlanması, belediyelerin paralarına el konulması,  yardım kampanyalarının engellenmesi, pandemi döneminde vatandaşa ekmek yardımının bile engellenmesi vatandaşın gözünün önünde yaşanıyor ve AKP eriyor.

***

Devletin gücü ve olanakları ile iktidarda olan AKP eriyor, efsaneler çöküyor.

Onlar seçim alırsa yardımlar kesilir diyenler, yardımlar vatandaşa CHP eliyle ulaşmasın diye adeta vatandaşı cezalandırıyor.

Belediye Meclis Üyelerinin Başkanları çalıştırmamak üzere kurulmuş taktikleri canlı yayınlarla teşhir ediliyor.

Bununla birlikte ülkenin sorunları da artık iyice gün yüzüne çıkmıştır.

Ekonomik sorunlar TÜİK Rakamlarının gerçek dışı değerleriyle gizlenemez haldedir.

Gazetelerin ekonomi sayfaları Türkiye’de işsiz sayısının çalışan sayısını geçtiğini yazıyor.

AKP son Barolar Birliği Yasa düzenlemesiyle ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ihtimaliyle bu ülkede gerçekten yapmak istediğini ortaya koyuyor.

***

Yapılan her icraat tartışmayı, ayrışmayı büyütüyor ve ülkeyi geriyor.  Sorunlar içinden çıkılmaz hal alıyor. Hasta teminli hastaneler, araç geçiş teminli yollar, köprüler, yolcu garantili hava alanları biz vatandaşın yükünü artırıyor, belini büküyor.

Muhalefet de kurduğu ittifakı her saldırıya karşın yürütmeye kararlıdır.

Ancak tüm bunlar olurken MHP Lideri daha önce ağır hakaretler ettiği Meral Akşener’e evine dön derken, yeni bir parti kuracağı haberleri yayılan Muharrem İnce’yi övüp onu yüreklendiriyor.

***

Muharrem İnce’ye gelirsek…

Muharrem İnce bazı zaafları olan, bazen hırslarının onu teslim aldığının farkına varmayan heyecanı yüksek biri.

24 Haziran seçimlerinde büyük bir rüzgâr estirmiş, kitleleri umutlandırmış, lafı eğip bükmeden söyleyeceğini söylemiştir.

Bu iş ilk turda bitsin diyen birçok muhalifin oyunu almayı başarmıştır.

TV programlarında seçmenin ”işte buuu, ne güzel de konuşuyor” deyip kendini bulduğu, umutlandığı bir süreç yönetmiştir. Kampanyasından başarılı çıkmıştır.

***

Ancak sonrası her kes açısından bir hüsrandır. Ona oy verenler göz yaşları içerisinde ekranlarda bir tek sözünü bekledi, Seçim Kurulu önünde olacak diye avukatlar cübbesini yanına alıp yollara çıkmak için bir tek tweetini, bir mesajını bekledi.  Seçmen için iş bununla bitmişti belki ama Cumhuriyet Halk Partililer için süreç daha da vahim bir hal almıştı.

Sevenleri Parti Genel Merkezini, teknik alt yapı yetersizliğini, seçim sonuçlarının takip edilmesi için gerekli çalışmanın yapılmadığını ve hatta bu bilgilerin İnce ve ekibiyle paylaşılmadığını söyledi.

***

Ona kızanlar ise “otelde sonuç mu takip edilir, ne işi var otelde,  zaten içmiş ve ekrana çıkacak durumda değilmiş” dedi. 

Bu sonuç her iki taraf açısından çok yıpratıcı ve karmaşık bir hal aldı.

Seçim sonrası partililerin gözünden esas düşme nedeni olan Kurultay çıkışına,  imza toplama girişimine değinmeyeceğim bile.

Siyasetle ilgilenenler bilirler siz partinize emek verirsiniz gecenizi gündüzünüze katar, ailenizden işinizden mesleğinizden feragat edersiniz, partinizde size kariyer verir.

***

Sayın İnce bunun tam karşılığıdır.

Partisinin kökünü iyi bilen, her kademesinde görev almış, emek vermiş ve hatta tutkunu olmuş bir isimdir.

Gözle görülür biçimde aşığıdır. Ama herkes de bilir ki, partisi de ona kariyerini teslim etmiştir. Mutfağında yetiştiği Partisinin İl Başkanı olmuş,  16 yıl kesintisiz ilini mecliste temsil etmiş, Meclis Gurup Başkanvekilliği yapmış, en üst mertebe olan Cumhurbaşkanı adayı olmuştur.

Mesele Cumhuriyet Halk Partisinde iktidar olamamaksa, onu da denemiş ancak seçilememiştir.

***

Parti kurma çalışmaları yürüttüğü haberlere hayretle bakıyorum. İnsan gerçekle bağını bu derece koparabilir mi, bakıp göreceğiz.

Sayısız kez deneyenler oldu.  Bülent Ecevit dışında tutunanı da görmedik.  Onun partisinin ömrü de liderinin ömrü kadar olmuştur.  Mümtaz Soysal, Emine Ülker Tarhan, Mustafa Sarıgül, Öztürk Yılmaz parti içinde yaşananlar gerekçesiyle parti kurmuş veya denemiştir,  ancak hiçbir sonuç alamamıştır.

***

Demiyorum ki Cumhuriyet Halk Partisinde hiçbir sorun yoktur, her şey yolundadır. 

Partinin her açıdan ayrı değerlendirilecek sorunları vardır ve acilen bir yol açılmalıdır. Yapısal sorunları, işleyişteki hatalar ve ideolojik olarak bazı yetersizlikler değerlendirilmeli çözülmeli ve seçmene umut olunmalıdır. İktidar yıpranıyorken bu iç hesaplaşma doğru değildir.

Ama parti kuracaklara da söylemek isterim ki “Yel kayadan ne koparır?*”

*Yel kayadan ne aparır (koparır): Sağlam temele dayanan işler, önemsiz etkilerle sarsılmaz.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR