KÖŞE YAZARLARI

Müjdenin müjdesi

İkili ilişkilerde huzursuzluk ve güvensizlik artınca ya da ucu görününce sürprizlerin, hediyelerin ebatı büyür. İkna etmesi gereken taraf adam olduğu için, yani bu gelenek olduğu için adamımız bütün patlangaç ritüelleri denemeyi düşünür. 

Özellikle tenha zamanlarda çayır çimen veya plajlardan yükselen havai fişekleri gördüğünüzde bu söylediklerimi hatırlayabilirsiniz. Muhtemelen orada bir kumsal var, o kumsal bizim kumsalımızdır, gitmesek de görmesek de adamın biri evlilik teklif ediyordur. Belki de bir doğum günü kutlaması. 

Okuyanlar kızmasın ama bu içini dolduramadığın "mevzunun" dışını süslemektir. Küçük bir ihtimal değildir. Ama kimin süslemeleri böyledir tam tarif etmeyeceğim, şüphe kalsın hep. 

Havai fişek patlatmak cümlesindeki patlatmak kelimesinin anlamı katmanlıdır. Gemiyi tersaneden denize bırakırken, kıç tarafında patlatmak için şişe vurmak vardır. Erkek tarafı da artık denize sokacağı ilişkisini patlata gümlete hareket ettirmiş olur. Patlamalar bir enerji açığa çıkarır, ilişkide itici güç olur. 

Kadında, yani ilişkide hareket sağlamak için şaşkınlık verici hamlelerin önemi büyüktür. Adam gerekirse havai fişekleri çiğner patlar da kadının gözündeki o parıltı ile onayı alır. 

Anlık şoklar kadar, insanı peşinden sürükleyen meraklar, dakika dakika artan heyecan da itici olabilir. Aslında çekici güç demeliydim. Eski filmlerde kullanılan bir klişedir, evi - odayı notlarla doldurur adam. Kadın da o nottan o nota gider gelir. Sonunda sürprizle karşılaşır. 

Şaka bir yana bu ilişki ritüelleri ilişkilerin virüsüdür. Artık vardır. Onsuz mu onunla mı tartışması beyhudedir. 

Dün akşamdan beri iktidar mensuplarının cuma günü müjde vereceğiz ilanı konuşuluyor. Ortada olmayan bir şey tartışıldı bütün gece TV kanallarında. Uzun zamandır konunun muhatabı olmadan tartışıyorlardı. Kadın olmadan kadın, HDP'li olmadan HDP tartışılıyor. Örnekler çoğaltılabilir. Bir üst seviyeye çıkıldı. Konu olmadan konu tartışılıyor. 

Cuma günü Cumhurbaşkanı çıkıp "Bakın gördünüz mü ortada hiçbir şey olmasa bile umutlanmayı öğrendiniz. Bu size ders olsun. Şimdi bırakın bu hayatın bize dayattıklarını. Sarılın birbirinize. Mutlu olun." dese ne gülerim. 

Joe Biden, Muharrem İnce, Meral Akşener, Aya Sofya, yerli araba ve diğerleri. Sanırım iktidar karşı tarafın aklını yeniden çelecek sürprizler peşinde. Ülke olarak eteğimizi savura savura boynuna sarılmamızı istiyor. Çünkü epeydir yatağa kapaklanıp ağlama vaziyetindeyiz. 

Bu "müjdenin müjdelenmesi" haberine duyulan ilgiye bakılırsa, yatağa kapaklanıp ağlasa da bir minik taşın odanın camına dokunmasını bekleyen çok. 

Cumhurbaşkanı ve Maliye Bakanı nasıl bir müjde verecek bilmiyorum. Ama aslında ülkenin duyarlı bir kesimi kaç gündür bir "müjde" bekliyordu. 

Korunacağına kollanacağına güvenen, bir kadına günlerce tecavüz eden, şiddet uygulayan, kollanacağını kadına da söyleyen ve günlerce yaptıklarıyla o kadının ölmesine ebep olan uzman çavuş, serbest bırakılmıştı. O uzman çavuş tutuklansın diye duyarlı insanlar sosyal medyada feryat etti. 

Evet. Ülkece müjde seviyemiz bu. İnsanlar bu kadar normal bir işleyişin yerine gelmesi için günlerce takipçi oldu. Bekledikleri müjde buydu. 

Üstelik bu örnek tek değil. Her gün kadınların öldürüldüğü, üstelik planlanarak - programlanarak katledildiği, bazen de kaybolduğu haberleri okuyoruz. 

Suçluların kollandığı bir ülkede yaşıyorsak eğer hiçbir maddi getirisi olan müjde bizi kurtarmaz. 

Benim beklediğim tek müjde hakkın yerine gelmesi. Herkesin hakkını alması. Hem maddi hem manevi.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR