KÖŞE YAZARLARI

Biden Amerika’sı

Joe Biden’ın ABD başkanlık seçimlerini kazanmasının küresel demokrasi için önemli bir kazanım olduğunu düşünenler de var, felaket olduğunu düşünenler de. 
Siyasi açıdan kutuplaşmış ülkelerde ya siyah vardır ya beyaz. Farklı renklere, özgün yorumlara yer yoktur. Son yıllarda Trump siyasi çizgisinin yükseldiği popülist, radikal ve şoven dünyada da Biden sonrası küresel siyaset düzeni ile ilgili yorumlar ya siyah oluyor ya da beyaz.
***

Trump döneminde dünyada sağ-popülist bir rüzgar esti. Bağnazlığın, ırkçılığın ve siyasi nezaketsizliğin yükseldiği bir dönemdi. İdeolojik sağ değerlerin için boşaltılarak otoriter rejimlere propaganda malzemesi yapıldı. Din, milliyetçilik ve vatanseverlik gibi kutsal değerler despot liderler tarafından istismar edildi. Demokrasiden uzaklaşıldı. Uluslararası hukukla ve siyasi nezaketle bağdaşmayacak şekilde liderler sosyal medyadan birbirine posta koydu.
***

Son yıllarda dünyada oluşan politik iklim ve kullanılan siyasi dil İkinci Dünya Savaşı öncesi oluşan faşizan iklimi andırıyordu. Zira bu dönemde neredeyse dünyanın her yerinde yabancı düşmanlığı arttı. 
Demokrasinin bayraktarlığına soyunan bazı kesimler Biden’ın ABD Başkanı olmasıyla bu havanın yumuşayacağına ve dünyanın görece daha demokratik bir hal alacağına inanıyor. Bu inançlarında haklı oldukları taraflar yok değil. Ancak tamamen hak vermek de mümkün değil.
***

ABD’nin dünya siyasetine yön verdiği bir gerçek. Nasıl ki Trump döneminde dünyada sağ-popülist siyasi hareketler güç kazandıysa Biden sonrası dönemde de dünyada liberal-küreselci siyasi hareketler güç kazanacaktır. 
Bu dönemde demokrasi görece gelişebilir, hukuk görece işlerlik kazanabilir; ırkçılık ve bağnazlık güç kaybedebilir, siyasi nezaketsizlik azalabilir. Otoriter yönetimler değişen dünyaya uyum sağlamak ve Biden düzenine eklemlenmek için ülkelerinde demokratik adımlar atabilir.
***

Trump döneminde, bir ülke lideri Trump ile anlaşarak dilediği ülkede dilediği operasyonu yapabilirdi. Amerikan kurumlarının hareket alanı sınırlıydı. Ancak şimdi ABD’de Amerikan dış politika geleneğinden gelen bir isim var ve devletler arası diplomasiyi devre dışı bırakan kapalı ikili anlaşmalar dönemi bitmiş olabilir. 
Ayrıca bir gerçek daha var ki Trump döneminde Rusya küresel siyasette çok etkili bir hale geldi. Trump, ABD’yi küresel siyasette pasifize ettikçe ABD’nin boşalttığı alanı Rusya doldurdu. Bu dönemde Rusya özellikle Orta Doğu’da dilediği gibi at koşturdu.
***

Joe Biden’ın başkanlığında yürütülecek geleneksel Amerikan dış politikasısın Rusya’ya karşı bu kadar tavizkar olmayacağı düşünülüyor. ABD, Çin ya da Rusya… Dünyanın tek bir ülkenin hegemonyasında olması dünya barışı için ciddi bir tehdittir. Bunu bölgesel siyaset için de söyleyebiliriz. Bu yüzden ABD ile Rusya’nın birbirini dengelemesi ve çok kutuplu bir dünya düzeni, dünya halklarının çıkarına olacaktır.
***

Biden ABD’si bazı açılardan dünyaya ümit vadetse de Joe Biden’ın geleneksel ABD siyasetini temsil ettiğini unutmamalıyız. Geleneksel ABD siyaseti emperyalisttir. Dünyaya kendi çıkarlarına uygun demokrasi normları sunabilirler ancak gerektiğinde yine kendi emperyalist çıkarları için bir ülkeyi hedef alabilir ve hedef aldıkları ülkeye karşı askeri-siyasi-ekonomik operasyonlar düzenleyebilirler. 
Biden dönemi ile ilgili analiz yaparken topyekün olumlu veya olumsuz çıkarımlar yapmamalıyız. Dönemin olumlu ve olumsuz tarafları olacaktır. Bu noktada Türk dış politikası için önemli olan Biden döneminin getireceği sonuçları doğru değerlendirip ülkemizin çıkarlarına uygun hamleler yapmaktır. 

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR