KÖŞE YAZARLARI

Demokrasi meselesi

Bir ülkeyi güçlü kılan nedir? Askeri gücü mü? Polis teşkilatı mı? İstihbarat ağı mı? Nedir devleti ayakta tutan?
Elbette ki hepsi. Bunlardan biri bile olmazsa devlet varlığını sürdüremez. Devletin bekası, vatanın bütünlüğü ve milletin birliği için hayati önem taşır bu yapılar. 
Ancak güçlü bir ülke ve saygın bir devlet olmak için sadece bu yapıların güçlü olması yetmez. Ekonomik ve siyasi gücün olmadığı yerde silahlı güç bir yere kadar etkili olur. Ekonomik olarak güçlü ve siyasi olarak itibarlı olmayan ülkeler, cephede kazandıkları başarıları masada kaybederler.
***

Bir ülkeye güç ve saygınlık kazandıran unsurların belki de en önemlileri demokrasi, hukuk ve insan haklarıdır. Bu değerlerin olmadığı ülkelerin istedikleri kadar silahlı ve ekonomik güçleri olsun, medeni dünyada saygın bir yere sahip olamazlar. Yaptıkları hamasetler medeni dünyada alay konusu olmaktan öteye gitmez. 
Demokrasi, hukuk ve insan haklarıyla taçlanmayan silahlı, ekonomik ve siyasi güç insanlara refah getirmez. Baskı ve zorbalık aracı olur ancak. Dünyada bunun pek çok örneği var.
***

Silahlı ve ekonomik güç sayesinde palazlanan baskıcı yönetimlerin ülkelerine ve halklarına verdikleri zararı hem günümüzde hem de tarih kitaplarında görmek mümkün. 
Bir ülkenin zengin yer altı kaynakları sayesinde çok parası olabilir veya milli varlıklarını emperyalist ülkelere peşkeş çekerek suni-geçici bir ekonomik refaha kavuşabilir. Bir ülke maddi kaynaklarının çok büyük bir kısmını halkını fakirliğe terk etmek pahasına silahlı güçlere ayırabilir.
***

Bu şekilde ekonomik ve siyasi güç elde eden çokça ülke var dünyada. Bu ülkelere güçlü ülke diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Siyaset bilimi de gelişmiş ülkeler de öyle demiyor zaten. Küresel siyasette herhangi bir caydırıcılıkları yok. Caydırıcılıkları sadece kendi ülkelerindeki muhalifler için, içi boş güç gösterileri de kendi destekçilerini tatmin etmek için. 
Bu tür ülkelerde demokrasinin, hukukun ve insan haklarının sadece lafta olduğunu bilmek için kahin olmaya gerek yok. Zaten demokrasi, hukuk ve insan hakları temelinde yükselen bir siyasi, ekonomik ve silahlı güce sahip olsalar dünya siyasetinde ‘’otoriter ülke’’ sınıfından çıkıp ‘’demokratik ülke’’ sınıfına yükselirler ve ‘’büyük güç’’ olma yolunda adım atmış olurlardı.
***

Bir devleti güçlü yapan unsurlar içerisinde en önemli olanlardan birisi de kuşkusuz ‘’hesap verebilme’’dir. Hesap vermek devleti küçültmez, büyütür. Çünkü sorumluluk ve hesap verme, demokrasinin ayrılmaz bir parçasıdır. Hükümetler, icraatlarından sorumludur ve bu icraatlarla ilgili vatandaşlarına hesap vermek durumundadır. 
Şeffaflık ve hesap verebilirlik, demokratik düzenin önemli bir parçasıdır. Bu temel demokratik ilke kapsamında vatandaşların devletten hesap sorma hakkı vardır. Eğer bir ülkede vatandaşlar bu hakkı kullanamıyorsa orada demokrasi yoktur.
Demokratik ve gelişmiş ülkelerde hükümetler icraatlarından sorumludur. Bu icraatların olumlu sonuçları olabileceği gibi olumsuz sonuçları da olabilir. Hükümetler yaptıkları icraatların ve aldıkları kararların olumsuz sonuçlarıyla yüzleşmek durumundadır.
***

Devletleri devlet, hükümetleri hükümet yapan insanlardır. Çünkü devlet kurumlarında insanlar görev alır, hükümetlerde insanlar yer alır. Devlet ve hükümet adına karar alan insanlardır. İnsanın olduğu yerde hatanın olması normaldir. İnsanlar hata yapabilir. Hata yaptıklarında da bunun sorumluluğunu almaları gerekir. Demokratik ülkelerde yapılan hataların, yanlış icraatların sorumluları bunun sonuçlarıyla yüzleşir. Demokrasinin olmadığı ülkelerde ise yapanın yanına kar kalır. 
Demokrasinin olmadığı yerde refah olmaz. Bir ülkenin geleceğe güvenle bakması için güçlü bir demokrasiye sahip olması şarttır. Yapanın yanına kar kaldığı bir düzende kimsenin hakları güvende değildir.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR