KÖŞE YAZARLARI

Küresel kutuplaşma

Birçok kişiye göre demokrasinin beşiği olan ABD'de derin bir kriz söz konusu. ABD’nin demokrasi karnesi tartışmaya açık ancak emperyalist yüzü tartışmasız bir gerçektir. 
Demokrasi–emperyalizm sorunsalını bir kenara bırakırsak, ülkenin içinden geçtiği bu çalkantılı süreçle ilgili Amerikan İç Savaşı'ndan bu yana meydana gelen en büyük kutuplaşma diyebiliriz. Böylesine büyük bir siyasi ve sosyal kutuplaşmanın ardından ülkenin kısa zamanda normale dönmesi zor. Tarihsel kökleri de olan ırkçılık ve Beyaz üstünlüğü savunuculuğu son yıllarda arttı. Siyahilere, Yerlilere, Latin Amerikalılara, Asyalılara, Müslümanlara ve çeşitli Göçmen gruplarına yönelik ayrımcılığın toplumsal zemini zaten vardı. Bu zemin şoven siyasi dille harmanlanınca ülkedeki kutuplaşmanın yükselmesi kaçınılmaz oldu. Giderek artan sosyal kutuplaşma siyaset sahnesine taşındı.
***

Ülkedeki demokratik kurumlar, çeşitli antidemokratik müdahale çabalarına rağmen hala işlerliğini sürdürdüğü için mevcut kriz kontrol edilebilir seviyedeydi. Ancak Black Lives Matter eylemlerinin ve Kongre baskınının ardından işler oldukça karışmış durumda.  
Trump ve taraftarlarının seçim hezimetini hazmetmesi güç. Seçimlere hile karıştığını ve sonuçların adil olmadığını düşünüyorlar. Onlar öyle düşünse de görünen o ki ABD’deki demokratik kurumlar aynı fikirde değil.
***

Demokrasi sadece iktidara gelene kadar önemli olmamalı. Ülkeyi yönetirken de iktidarı kaybederken de demokratik değerlere saygı duyulmalı. Seçimle gelmesini bilen, seçimle gitmesini de bilmeli.
Aşırı sağcı şoven liderler seçimle gelir fakat seçimle gitmeye yanaşmaz. Onlar için demokrasi amaç değil, fanatik hedeflerine ulaşmak için sadece araçtır. İdeolojik hayallerini hayata geçirmek için her yolu mübah görürler. Dünyada yükselen radikal şoven siyasi akımlarda bu özelliği sıklıkla görüyoruz.
***

Trump’ı bu akımın bir temsilcisi olarak görenlerin sayısı bir hayli fazla. Zira kendi partisi olan Cumhuriyetçi Parti içinde de kendisine tepkili bir kesim var. Trump’ı radikal şoven siyasi akımın bir temsilcisi olarak görenler Biden’ın zaferinden oldukça memnun. Bu zaferi küresel demokrasinin yükselişinin ve popülist-şoven siyaset anlayışının gerilemesinin bir işaret fişeği olarak kabul ediyorlar. 
Amerikan seçimleri konusunda sadece ABD değil, bir anlamda tüm dünya kutuplaşmış durumda: Bir tarafta Biden’ı küresel demokrasinin temsilcisi ve otoriter liderlere karşı mücadelenin simgesi olarak görenler, diğer tarafta Trump’ı geleneksel değerlerin savunucusu ve küreselcilere karşı mücadelenin sembolü olarak görenler.
***

Aynı tarafgirlik durumu ülkemizde de söz konusu. Ülkemizde bir kesim küreselcilerle mücadele ettiğine inandığı için Trump’ı destekliyor. Bir kesim ise Trump’ı antidemokratik, despot ve şoven bir lider olarak niteliyor; Biden’ı ise demokrasi savunucusu olarak görüyor.  
İnsanlara gereğinden fazla önem atfetmek, hak etmedikleri payeleri vermek doğru değil. Trump ve Biden farklı siyasi partilere, ideolojik referanslara ve politik vizyonlara sahip. Siyaset tarzları birbirinden çok farklı. Ancak hangisi başkan olursa olsun, sonuç olarak emperyalist bir ülkenin başkanı olacak. Bunu unutmamakta fayda var.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR